12 Mart 2016 Cumartesi

Fullmetal Alchemist: Brotherhood ve FMA

Anime Adı: Fullmetal Alchemist: Brotherhood (Remake) ve Fullmetal Alchemist.
Türkçesi: Tammetal Simyager: Kardeşlik ve Tammetal Simyager.
Bölüm Sayısı : 64ve 51. 
Oav: 4 Bölüm
Yapım Yılı: 2009 ve 2003.
Sinema Filmi: Fullmetal Alchemist: Conqueror of Shamballa.
Manga: 26 Cilt (Hiromu Arakawa).
 

Bu seri hakkında yazacak bir dolu şey olabilir. İyi bir özet ve muhteşem yorumlar eşliğinde teknik bir analiz vs yapılabilir. Ancak işin özellikle analiz kısmında iyi değilim. Sadece bir parça kıyas ve bıraktığı izi –tabii kendimce- kelimelere dökmeye karar verdim. Usta işi analizleri onda iyi olanlar yapmalı. Yapmaya çalışıp batırmak bana göre değil. Seri benim için çok yeni ve memnun eden hisler bıraktı. Dolayısıyla altta pek çok ayrıntı yer almakta. İzlemeyi düşünen ama tadı kaçmasın diyenlerin okumasını önermem.

Seriyi ilk duyduğumda ki bana öneren kişi anime konusunda benim olduğum kadar eski bir geçmişe sahip değildi- pek de önem vermemiştim. “Tam senin seveceğin türde” derken de kulak astığımı söyleyemem. O zamanlar izleme önceliklerim başka serilere yönelikti herhalde. Oysa O tamamen haklıydı. İki kardeşin drama dönüşen -annelerini hayata döndürme çabası- saflığı ve masumiyeti simgeliyorken, Edward’ın kardeş sevgisinin derinliğini ve fedakârlığının ölçüsünü –ödenmesi gereken bedeli kendinden bir parça olarak belirleyip tereddütsüz sunarken- böyle bir hikâyeye kayıtsız kalmak imkânsızdı. Belki de sahip olduğum kardeşlere duyduğum sevgi ve güvenin -bana bunun abartı sayılmayacak bir öykü sunduğunu hissettirdiği için- Elric kardeşlerin hikâyesinden keyif aldım. Zaman zaman duygulandım ve ağladım da. Son zamanlarda kanlı canlı insanların boy gösterdiği dizilerin ya da filmlerin kaçı o duyguyu bana verebildi ki diye düşünmeden de edemedim. Sonuçta çizgiler –orada gördüğünüz hiçbir şey gerçek değil- diye bağırırken gözleriniz dolabiliyorsa bunu size sunmayı başarabilen ekibe ve hikâyeyi böylesi bir duygu ile yazan kişiye hayran olmamak imkânsız.

Öykü annelerinin ölümcül bir hastalıkla yitiren Elric kardeşlerin çalışıp öğrendikleri kadar olası –baba mirası gen- simya gücü ile onu geri getirmeye karar vermeleri ile başlıyor. Ancak sadece 11 ve 10 yaşında olan çocuklar babalarından kalan simya kitaplarını sınırlı anlama çabaları ile ne ölçüde okusalar da simya bilimi yapmayı düşündükleri insan diriltme çabasını en katı biçimde yasaklamakta ve ulaşabileceği felaketi anlatmaktadır. Daha çok abisini izlemeye ve dinlemeye eğilimli olan Alphonse muhtemelen onun başaracağına duyduğu inanç ve annesinin dönmesini en az abisi kadar istemişken kalplerinde yatan çarpık arzunun tümüyle yanlışlığını yazan kitapları Edward’a hatırlatsa da ısrarına hayır diyememiştir. 

Çemberin yıkıcı etkileri küçük kardeşin tüm bedenini söküp aldığında Edward “bunu başlatan abi” annesinin bedenine karşılık simyadaki “eşit takas ilkesi” uyarınca tek bacağı koparılır ve kardeşi ellerinden kayıp giderken seçimini yapar. Kendi kanı ile ikinci bir simya çemberi çizer ve karşılığında kolunu da feda ederken Alphonse’nun ruhunu son anda bir zırha bağlayarak mühürlemeyi başarır. Kırık dökük bedeni ile sargılar içinde yatar. Eski aile dostları mekanik uzuv yapımcısı büyükanne Pinako ve torunu Winry'nin yanında tedavisi sürerken yetenekli simyagerleri orduya kazandırma görevi ile bölgeye gelen resmi Alev Simyager Roy Mustang’ın önerisini değerlendirmeye karar verir. Koluna ve bacağına metal ptotez takılan Edward  ve zırha mühürlü ruhuyla Alphonse bir yıllık rehabilitasyon süreci sonrası yaşadıkları evi de ateşe vererek Rosenpool'u terk ederler. Yıkımı sayılabilecek bu deneyimin ardından artık 14 ve 15 yaşında gördüğümüz iki kardeşin -kaybettikleri bedenleri geri alma- çabası öykümüzün başlangıcı olur. Simyagerlerin hayat yaratma çemberini deneyip meydana getirdikleri ve filozof taşıyla beslenerek yaşam formu halini alan insan görünümlü Ouroboros dövmeli Homonkulus’lar ile  5. Labratuardan çıkan kobay insanlar karanlık bağlantıların odağındaki iki diğer başlıktır. Ana seri finalde Dante'nin beden bulma derdiyle adeta kadınlar matinesine dönüşür. Brotherhood'da ise "Baba" kendine "kurban" aramaktadır ve bu kişilerin en önemli özelliği yaşam dönüştürme çemberi oluşturup "gerçeği"  görenlerden oluşması gerektiğidir.

Kahramanlarımıza eşlik eden diğer karakter de hayli rekli. İşbar halkına karış yürütülen soykırım niteliğindeki saldırıda masumlara silah kaldırmış ve aynı zamanda bir ateş simyageri de olan karizmatik Yarbay Roy Mustang, kardeşlerin zarif görünümlü ama tam bir cadaloz gibi davranan simyager hocası Izumi Curtis, Küçük kızı Elysia  ve karısı Grecia’ya düşkünlüğünü her fırsatta çevresindekileri ve özellikle en yakın dostu Yarbay Mustang’a anlatarak kafasını ütülemeyi kendine görev addetmiş Maes Huges, acı kaybına sorumlu tuttuğu simyagerleri avlamayı kendine görev kabul eden İsbarlı Scar, kasları ile her daim arz-ı endam etme derdindeki Louise Armstong, Fuhrer King Bradley, oğlu Selim ve her biri ayrı cins Homunkulus karakterleri ile Brotherhood’dan Prens Ling Yao ve Prenses May Chang… Serilerin benim açımdan ilgi çeken bir başka özelliği ise adı geçen şehirler ve yansıttığı karakterler… İşbar halkı, işbara tanrısı, Lior kenti ve diğerleri. İlerleyen bölümlerde bir çocuğu ismi Selim ki bu karakter Brotherhood’a hayli geniş bir yer kaplamakta. Özellikle doğuya özgü bir çok motif var.  

Seride romantizm var mı? Evet ve hem de hayli hissedilir ölçüde. İlki ve izlenmeye en değeri, Edward - Winry ikilisi. Birlikte büyümüşlerdir. Kardeşler aralarında Winry'nin hangisi ile evleneceğini bile tartışmış hatta Alphonse kız tarafından "kısa" olduğu için reddedilmiştir. Görünüşe göre Edward'da "uzun boylu" olmaktan yana Winry'nin standartlarında değildir. Bundan ötürü duyduğu memnuniyetsizliği gözyaşı musluklarıyla ifade ederken hayli komikti. Ne de olsa 15 yaşında. Kendisine yakıştırılan "Yerden Bitme", "Bücür", "Fasulye" gibi sıfatlar takanlara, sıklıkla süt içmeyişini kısalığına bağlayanlara ve Ünlü Metal Simyager denince herkesin küçük kardeş ama büyük bir zırh içindeki Alphonse'ya hayran hayran bakmasına rür. İlerleyen bölümlerde ise tıpkı Winry gibi delikanlının fiziksel gelişimini fark ediyoruz. (Gerçi sadece o bölümde belirgindi. Sonra yine bücürleşti:) Diğer çiftimiz aralarındaki duyguların sonucu belirsiz kalan Roy Mustang ve danışmanı Riza Hawkeye, çocukların ebeveynleri Trisha Elric ve Van Hohenheim ile Maes Huges ve karısı Grecia.

Hikayeye yön veren en önemli konu ise Harry Potter’dan aşina olduğum Filozof Taşı arayışı. Kardeşler için eşit takas olmaksızın bedenlerini geri alabileceklerini düşündüren bu olgu ikiliyi bitmek tükenmek bilmeyen yolculuklarında bir dizi karanlık olayın içine çekiyor.  Ancak Doctor Marcoh’dan taşı edinemeyeceklerini anlayıp da verdiği ipucu sayesinde nasıl yapılabileceğini öğrendiklerinde dehşete düşerler. Görünüşe göre Filozof taşı canlı insan kullanılarak üretilebilmektedir. Üstelik sayıca hayli fazla kurban gerekmektedir. Ayrıca Edward acı bir şekilde farkına varır ki Ulusal Simyacı olarak hizmet ettiği ordu resmiyette kapalı gösterilen gizli bir araştırma laboratuvarını bu araştırmalar için kullanmaktadır. İnsan kaynağı ise görünüşe göre yakındaki hapishaneden sağlanmaktadır. (Brotherhood'da en yeni kaynak İsbar katliamından gelmiştir.) Mekanı araştırmak, kardeşlerin amaçlarını sorguladıkları hüzünlü sonuçlar doğurur. Alphonse abisnin -sahip olmak için yanup tutuştuğu insan bedeni- hakkındaki şaka yollu sarfettiği cümlelere fazlasıyla içerir. Edward yaptığı gafı hemen farkına varıp toparlamaya çalışsa da yaşanan tartışma anında küçük kardeşi günlerdir içini kemiren ve varlığının gerçekliğinden şüphe duyarak simya ile yaratılan bir kukladan başka birşey olmayabileceği düşüncesini yüzüne haykırdığında O'nun içinde yatan karanlığı farkına varır. Aslında aradan geçen dört yılın ardından bile zaten herşey için kendini suçladığı ağır bir çöküntü içerisindedir. Rehabilitasyon sürecinde hasta yatağında yatarken "artık benim yüzümden ne yemek yiyebiliyor, ne uyuyabiliyor ne de acı hissedebiliyor" derken duygularını sadece büyükanne Pinako ve Winry'e anlattığında vücudundan mahrum kalışı yüzünden "Alphonse'nun ondan nefret ettiği" düşüncesinin yarattığı ruhsal acı içinde kaybolmuştur.  Neyseki Winry onun yerine duygularına tercüman olur ve Alphonse hatasını fark eder. (İşin aslı uzun süredir gözyaşı musluklarımı bir anime için açmamıştım. Bu bölümü o kadar beğendim ki kaç kez izledim anımsamıyorum:)

Kardeşler gerçeğe biraz daha yaklaşabilmek adına Dublith’de kocası ile bir kasap dükkanı işleten simya öğretmenleri bayan İzumi Curtis’i gitmeye karar verirler.  Dahası sadece karşısına çıkıp da başlarına geleni açıklamak zorunda olacakları gerçeği karşısında tir tir titrerler. Öyleki sadece öğrencilik testinde geçerlerse eğitim vereceğini şart koşup her ikisini ikisini bir ay süresince ıssız bir adada bırakmaktan çekinmemiştir. Edward yaşam dönüştürme çemberini yaptığı gece karşısında beliren kapıdan girip beynine dolan bilgiyle birlikte çember oluşturmadan simyasını gerçekleştirebilmeye başladığı o beceriyi hatırlarken birden bire fark eder ki çember yaratmaksızın simya yapabilen öğretmenleri de aynı deneyimi yaşamış ve yasağı çiğnemiştir. İşin aslı İzumi Curtis de, ölü doğan bebeğin canlandırmak istemiş ve eşit takas kavramı uyarınca sıkca kan kusmasına neden olacak biçimde iç organlarının bir bölümünü tümüyle yitirmiştir. Sonraki gün gerçeği öğrenmek isterler ama bu arada fark ederler ki öğretmenleri sakladıkları sırrı çoktan farkına varmıştır. Aslında Bayan İzumi Elric kardeşleri büyük olasılıkla hiçbir zaman sahip olamayacağı çocukların yerine koymuştur. Başlarına geleni fark ettiğinde de yaşam dönüştürme çemberi konusundaki deneyimi çok daha önce anlatmadığı için fazlasıyla üzülür. 

Botherhood’un finalinde kardeşler “baba” yı Hohenheim’ın da yardımı ile yenmeye çalışır. Abisinin mekanik kolunu kaybetmesi üzerine Baba karşısında şansı kalmayacağını anlayan Alphonse dönüşüm çemberini “kendinde simya uygulamak üzere” kullanır. Edward çaresizce durmasını haykırmakla yetinir. Kaybettiği kolu geri gelirken kardeşi hiçlikte kaybolur. Ruhu kapının önünde bir deri bir kemik kalmış bedeniyle bütünleşir. Ancak halen orada kısılı kalmıştır. Edward kardeşi için bir kez daha kendine kapıyı gösterecek simayı uygular ve eşit takas ilkesi uyarınca kendi kapısını vermeyi önerir. (Burada 2. Kapının nereden çıktığını çok anladığımı söyleyemem.) Böylece simya gücünden vazgeçmektedir. Onun gerisinde bekleyen kardeşiyle geri dönerler. İki yıl sonra evin çatısını tamir eden Edward çekici çivi yerine parmağına geçirir. Öfkelenip simyaya yönelir ama  tabii simyası  çalışmaz. Al, Winry’nin elmalı turta için çay yapmalarını beklediğini söyler. Sonunda Alphonse doğudaki simyayı öğrenmek ve elbette kabile prensesi May Chang’i ziyaret için :), Edward ise batı simyasını bulmak için seyahate çıkar. Winry onu tren garında yolcu ederken mekanik uzuvlarının bakımı konusunda bir dizi hatırlatma yapmaktadır. Edward aklından geçen bir dizi düşünce sonrası kızarır ve “eşit takas uyarınca bana ömrünün yarısını ver ben de benimkini vereyim” deyiverir. Artık her nasılsa bu hayatını benimle paylaşır mısın demenin yoludur. Sözcüler kızın bir an için dudaklarında donar. Sonra kahkahalara boğulur ve “eşit takas mı boş versene, eğer istersen sana ömrümün tamamını veririm deyiverir. Sonra ağzından çıkan sözlerin farkına varıp kızarır ve belki de % 90 ya da 80 de olabilir der. Edward gülme krizine tutulduktan sonra eşit takası bir çırpıda atıverdin,  inanılmazsın der. Ardından kıza sarılırken mutlu olduğunu, döneceğini dile getirir. (Bu kısım çok şekerdi doğrusu. Bitiş yazıları eşliğinde devam eden görüntülerde duvara iliştirilmiş resimlerin birinde her ikisinin kollarında biri kız diğeri erkek birer ufaklı vardır:) Belli ki sağlam bir dönüş yapmış:) (Edward'ın parmağındaki alyans da dikkate değer. Elleriyle sıkıca tuttuğu bücür de hık demiş burnundan düşmüş, sizce de öyle değil mi:)


Full Metal Alchemist hangi dönemde geçiyor derseniz. 2. Dünya savaşı öncesi derim. Çocukların annesinin mezarında 1904 tarihi var. (İlk seride 1910 yazıyor.) Görünüm onu yansıtsa da yaşadığımız dünya ilgisi yok aslında. Amestris ülkesi ve komşuları anlatılmakta. Ancak nette yazan kimi yorumlara karşın ben bu serilerde naziler ya da hitlere dair bir şey göremedim. Evet führer olarak çevrilen bir karakter ya da  o dönemi yansıtan bir hava var ama hepsi o kadar. Bu konu sadece sinema filmi Conqueror of Shamballa’da işlenmekte.

İlk seride Lior Şehri rahibi Leto ve onun tanrısal öğretilerine tereddütsüz inanan Rose isimli karakter final kısmında da kendini göstermektedir. Bana fazlasıyla uyduruk ve yetersiz gelen bu finalde Rose karakteri çok saçma salak bir tipti. Bir yerde sanırım Lust, kardeşlere "hoşlandıkları kız" şeklinde yorum yapmıştı. Ayrıca eski zamanlardan Hohenheim'ın sevgilisi olduğunu öğrendiğimiz Dante isimli kocakarı meğerse ruhunu yıllar boyunca bir bedenden diğerine aktarmak üzere adaylar bulan, büyük işlerin peşindeki yegane şahsiyettir. Finalde Alphonse'nun kendini feda etmesi ile kolu geri gelen Edward, bedenini çember yaparak simya uygular ve Kapının diğer tarafı olarak söylenen ve yaşadığımız dünyada 1. Dünya Savaşı’nın yenilgisini tüm etkileriyle yaşayan 1920 li yılların Almanya’sına gitmesi ile sona erer. Alphonse ise yaşam dönüşüm çemberini yaptıkları 10 yaşındaki hali ile diğer tarafta kalır. O arada yaşanan hiçbir şeyi hatırlamaz. Abisini bulmak için yine simya eğitimi almak ister. Burada hikaye, sinema filmi Conqueror of Shamballa ile devam eder. Amestris'te İzumi Curtis uzun süredir verdiği yaşam savaşını sonunda kaybetmiş, Roy Mustang'sa mücadele sonrası tek gözünü yitirmiştir. Günümüz dünyasında Van Hohenheim'ı bu kez üniversite profesörü olarak görürüz. Bilim adamları bir yandan eski büyü olarak adlandırdıkları simyayı araştırmakta bir yandan da efsanevi ülke Shamballa’yı bulmaya çalışmaktadır. Söylentilere göre oraya giden kişi yenilmez bir güce sahip olacaktır. (Paralel evren şeklinde nitelendirilen teorilerden bahsedilir.) Günümüz dünyasında diğer tarafta yaşayan yüzler bulunur. Hatta Edward kardeşine çok benzeyen ve roket teknolojisini inceleyen Alfons Heiderich ile sıkça biraraya gelmektedir. Hikayenin sonunda Edward iki dünya rasındaki geçidi kapatmak zorunda kalınca bir kez daha günümüz dünyasında sıkışır. Ancak kardeşi Alphonse'da son anda geçidi aşar. Ancak geri dönme şansları yoktur.

İlk seriyi izledikten sonra başladığım FMA: Brotherhood’u nette incelemediğimden devam niteliğinde bir yapım zannetmiştim. Ancak karşımda bir re-make bulunca önce fazlasıyla hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle önceki seriyi bitirdiğim için nasılsa aynı diye son bölümüne bakmakta sakınca görmedim ve  orijinal mangaya dayanan tamamen farklı bir son görünce şaşırdım. Ayrıca  Brotherhood'u adamakıllı baştan sona izleyince ilk baştaki fikirklerim tamamen değişti. Ana serinin bitişi insanı mutlu etmiyor zaten ve Brotherhood’un daha sağlam bir konu içeriği olduğu düşüncesindeyim. Şimdi düşünüyorum da ilk önce Brotherhood'u izlemiş olsam illkine bakmazdım bile. Brotherhood'da Edward ve Alphonse’yu birer yetişkin olarak görmek, özellikle final bölümündeki kapanış müziğinde yer alan aile fotoğrafı karesindeki halleri beni gülümsetti. Zaten kanımca bu seri kesinlikle çocuklar hatta yeni yetme ergenler için uygun değil. Kimi görüntüler insanın rüyalarına girecek cinsten ürkütücü.

Son olarak bu serideki müziklere değinmem gerekirse dinledikçe açılış şarkılarından Period ve Rain ile iç tema müziklerinden Track 11: One is All, All is One, Track 21: Trisha's Lullaby, 14: Lullaby of Resembool, Track 12: Requiem of the Brigadier General, The Fullmetal Alchemist~Legato~'yu çok sevdim. Duygusal yerlere mükemmel uyum sağlayordu.

İki seri arasındaki bazı farklılıklar:

Ana seride yer verilmeyen bir ayrıntı 15 yaşında olmasına karşın Edward’ın neden olması gereken gelişimde gözükmeyişidir. Brotherhood’a Edward yaşam dönüşüm çemberinde bedenleri ayrışmadan önce annelerin oluşumu için hazırladıkları bileşenlerin üzerine kendi kanlarını akıtmaları ve bunun sonucunda ayırışıma sırasında bedenlerinin birebirleriyle bir şekilde bağlandığı için meydana geldiği şeklinde açıklamaktadır

Brotherhood’un 40’lı bölümleri sona ererken Edward’ın bedeni yetişkin bir erkek halindedir. (Winry ile odasında bitip de karşılıklı konuştukları bölüm irdelenmeye değer.) Zaten Alphonse, King Bradley (Homonkulus Warth) Greed ve beraberindekilere saldırdığında yaptığı katliamın sonucusu Martel ölürken yaşam döndürme çemberi sonrası yaşadığı bilgi patlamasını ve kapıyı anımsamış böylece yitirdiği hafızasını geri kazanmış ve tıpkı abisi gibi çizmeden simya yapmaya başlamıştı. Aralarındaki o bağ gitmiş olabilir.

Greed’in ölümü:  İlk seri de bunu yapan Edward iken Brotherhood’da -baba- olarak adlandırılan Hohenheim’a benzeyen kişinin kararı ile alevli bir kazanana sokularak ve bedeni ayrıştırılarak yapıyordu ki bu kısım tüylerimi diken diken etti diyebilirim. Baba, vücuttan elde edilen sıvı felsefe taşını bir dikişte içer.

Brotherhood’a yeni iki karakter dikkati çekiyor. Xing’ten gelen (Buranın Çin olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.) ve simyayı doğuya özgü şekliyle  tıp alanında kullanan prens Ling ve aynı topraklardan gelen bir diğer kabilenin prensesi 7-8 yaşlarındaki May. Özellikle Prenses May ünü ülke sınırlarını aşana metal simyacıyı gösterişli bir prens olarak hayal etmiştir ve gördükleri karşısında hayli bozulur. Alphonse ise zırhına rağmen artık daha karizmatik gözükmektedir.

Normal seri de Mustag’în araştırma dışına ittiği bir dosya olarak nitelendirilen Huges’in Ölümü, Brotherhood’a detaylı biçimde irdeleniyor. Teğmen Maria Ross’un soruşturmada suçlu bulunması ve Mustang’ın onu kül etmesi ve yaptığı şeyi nefretle karşılayan Edward’a resmi simyager olarak ordunun emrini sorgulama yetkisi bulunmadığını hatırlatır. İşin aslı ise daha farklıdır. Mustang varlığına gizlenmiş Filozof Taşı’nı sergileyen bir Homonkulus’la Lust’la yüz yüze gelir. Görev arkadaşı ve astı Binbaşı Havoc’ın ciddi biçimde yaralanır hatta sakat kalır. Mustang da neredeyse ölecekken kadını alevleriyle yok etmeyi başarır. 

FMA: Brotherhood'da Riza Hawkeye'ın babası, Roy Mustang'ın simya ustasıdır. Yani ikilinin tanışması eskilere dayanmaktadır. Ana seride böyle bir konu yok. 

FMA'de, Homonkulus Lust ve Scar’ın abisinin sevgili olduklarına dair bir konu işleniyor. FMA: Brotherhood’a böyle bir hikaye yok. 

FMA'de, Envy Dante ve Hohenheim'ın ölüyken diriltilen Homunkulus oğullarıdır. Brotherhood' da böyle bir konu yok. Ayrıca kertenkele vari orijinal görünüşü de ana seride yer almıyor. 

FMA'de Winry’in doktor ailesinin ölümüne neden olan kişi aldığı emirler doğrultusunda Albay Mustang iken FMA: Brotherhood’a bunu yapan İşbarlı Scar’dır. 

FMA'de, homonkulus Pride farklı bir görünümümde iken Brotherhood’a Selim Bradley’dir.

Homunculus Gluttony’nin ölümü. FMA: Brotherhood’a bu işi Selim (Pride) üstlenmekte

Hehenheim FMA: Brothrhood'a karısının mezarı başında, ana seride ise onun devamı Conqueror of Shamballada düşmanın elinde ölür. 

İsbar katliamında yer alan simyacılardan biri Kızıl Simyacı Kimbree: Ana seri de 5. Bölge hapishanesinde gördüğümüz bu karakter FMA: Brotherhood’a ortalıkta gezinen bir devlet görevlisi. İshbar katliamında elde edilen filozof taşı ona verilmiştir. 

FMA'de, Shou Tucker ve Kızı Nina: Ana seride Nina ve köpeğini Kimera'ya dönüştüren baba Shou sonunda kendini de bir Kimera yapar. Kızını yeniden insan haline getirme çabasındadır bu kez. FMA: Brotherhood'da sadece Nina kimera olmakta ve sonunda her ikisi de Scar tarafından ortadan kaldırılmaktadır.

Binbaşı Armsrong’un general kızkardeşi Olivier Mira sadece FMA Brotherhood'a var. Bu karakter de abisi kadar gereksizdi bence. Ayrıca Brigss bölgesi hikayesi de bir o kadar. Sanırım karlı ve soğuk bir mekanda geçmesi sevmeyişimi etkilemiş olabilir. 

0 yorum:

Yorum Gönder