29 Nisan 2015 Çarşamba

Candy Candy (Şeker Kız Candy): Son Hikaye (2010)



Candy Candy Final Story (2010):
Yetmişli yılların son çeyreğinde Audrey ailesi ve ana karaktere dair ilk metinlerini oluşturmaya başlayan Yazar Kyoko Mizuki (Keiko Negita) dava süreci sonrası "yayın hakkını" elde etti. Daha sonra aradan geçen yıllara rağmen dünya genelinde devam eden ilgiye kayıtsız kalamamış olsa gerek ki Candy'e dair iki ciltlik bir kitap kaleme aldı. Ancak bana göre bu eser, serinin sonuna ve özellikle Candy'nin kimi seçtiğin konusuna netlik getirmesini uman hevesli takipçileri büyük ölçüde kırıklığına uğrattı. Yine de Candy'nin otuzlu yaşlarına ve hayatına dair ipuçları içeren en yeni kaynak olması bakımından incelenmeye ve irdelenmeye değer görünüyor. Ancak şunu hemen belirtelim. İçinde Yumiko İgerashi'ye ait herhangi bir çizim yer almıyor ve ne yazık ki belirgin bir konu örgüsü de yok. (Kitabın basılı İngilizce bir versiyonu henüz olmadığı gibi sadece bazı kısımları orijinal dilinden ya da Fransızca versiyonundan okuyup ufak çaplı çeviri yapanlar var ve büyük bölümünü animeden aşina olduğumuz kısımlar oluşturuyor.)

Şeker Kız Candy: Final Story (2010): Candy için Ano hito (O Kişi) kim?

Ülkemizdeki izleyiciler için Candy, Terrence Graham Grandchaster mı yoksa William Albert Audrey mi seçti sorusuna pek çok izleyicinin duymak isteyeceği yanıt sanırım Terry’dir. Ekranlarda pek çok kez yer almasına karşın sadece bir kez, hayli eskiden Trt’de 115 bölümün tamamı yayınlandı. 90’larda ise sadece belli kısmını izlenebilmişti. Dolayısıyla hikaye belli bir dönem izleyici kitlesi için hep muamma olarak kaldı. İnternetteki İtalyan TV’sinin Terry ile Candy’yi birleştiren uydurma sonunu orijinal bitiş gibi algılayanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Bu nedenle başlığı açmak benim için için serinin özetini yazmak kadar önem arz ediyordu.

Manga ve animeye göre ve özellikle de serinin 115. final bölümü dikkate alındığında seçilen kişi Albert’dı. Hiç de azımsanmayacak sayıdaki Albert hayranını mutlu eden bu durum 2009’da yılında yazar Mizuki’nin, Candy: Final Story başlığı ile iki ciltlik bir roman kaleme almasının ardından yine belirsizleşmiş durumda. Bu yeni hikaye ile nedendir bilinmez ama yazar adeta bir yap-boz kurgulayarak okuyucu kendi sonunu tasarlasın istemiş. (Sanki Candy ‘nin seçtiği kişi Terry ya da Albert olursa sonucu beğenmeyen taraf bu saatten sonra kazan mı kaldıracaktı ki? :) Onun yerine keşke manga çizeri ile aralarındaki sorunları bir kenara bırakıp yeni bir manga ile hikayeyi bizlere sunmayı başarabilselerdi herhalde çok daha büyük bir mutluluk duyardık. Zaten bizim ülkemizde zaman zaman izleyicilerin Candy yeniden yayınlansın diye ayaklandığı dönemlerde bile sanırım o -hukuk savaşı süreci- seriyi başından sonuna tv ekranlarında görmemize engel olan en önemli etkendi. Tabii bizlerin bu durumdan haberi yoktu o ayrı.

Gelelim romandaki ayrıntılara: Kitap belirgin bir olay örgüsünden ziyada 30’lu yaşlarındaki Candy’nin manga ya da seriden aşina olduğumuz kişilerle gerçekleştirdiği, geçmişe dair konuları ya da yaşadığı döneme dair satır arası bilgiler içeren bir dizi mektup yazışmalarından oluşuyor. (Yazarın bir bitiş hikâyesi için neden bu tür bir anlatım tekniğini seçtiğini bilemiyorum. Bence yanlış bir tercih olmuş.) Burada asıl önemli nokta ise O’nun sevdiği “Ano hito” “o kişi” ile birlikte Londra’da yaşadığını ve evli olduğunu öğreniyoruz. Ancak anladığım kadarıyla o kişinin kim olduğu kitaptan yapacakları çıkarımlar doğrultusunda hayranların gönlüne bırakılmış. Kitabın tamamını özetleyen ve Anohito yani “o kişi” şudur diye kesin biçimde dile getiren bir yazıya ne yazık ki denk gelmedim. Romanların İngilizce çevirisine de rastlamadım. Ancak orijinal dilinden ya da kendi diline çevrilmesi sayesinde okuyarak sonucu öğrenen kişiler, “o kişi”nin kim olabileceğine dair sayfalar dolusu analiz yapmışlar. Doğrusu sabırlarına hayran kaldığımı ifade etmeden geçemeyeceğim. Dolayısıyla bu yazı onların yaptığı yorumlar ile manga ve animeye dair ulaştığım çıkarımlar doğrultuda yazılmıştır.

Öncelikle hikayenin animede nasıl sonlandığını hatırlamak gerek:

Candy, Neil’in tarafından düşürüldüğü tuzaktan kurtulmuştur. Hemen sonrasında birlikte aynı evi paylaştığı Albert ortadan kaybolur. Candy’nin aklına, gazeteye kayıp ilanı vermek ya da direkt O’na hitaben bir yazı göndermek gelir. Sayfaları karıştırırken gördüğü bir haberde Audrey’lere mensup, kimliği şu ana değin saklı tutulan William Audrey hakkındaki yazı dikkatini çeker. William Audrey, Shikago’da görülmüştür. Derken Audery’ler tarafından acilen malikaneye çağrıldığını öğrenince sonunda vasisi ile tanışacağını düşünerek heyecanlanır. Ancak sandığının aksine Sara Leagan, kızı Elisa ve Elroy hala ile bir araya gelir ve büyükbaba William’ın verdiği emir doğrultusunda Neil ile evlendirileceğini öğrenir. Duygularının tümüyle görmezden gelinip bu feci duruma mecbur bırakılması karşısında gözyaşlarını tutamaz. Artık bu aşamada vasisi ile yüz yüze konuşmaktan başka çaresi yoktur. En son görüldüğü yer olan Shikago bankasında gider ve William amca yerine sekreter George’la karşılaşınca durumunu anlatır. Durumun vahametine ikna olmuş gözüken George, Bay William’ın şu an Lakewood’daki malikanede olduğunu ve O’nu görebileceğini bildirir. Böylece Candy soluğu Audrey malikânesinde alır. Gölgeler içinde oturan kişi ayağa kalkar ve yüzü aydınlatıldığında gördüğümüz kişi neredeyse 20’li bölümlerden beri aşina olduğumuz Bay Albert’tır.

Peki Bay Albert kimdir? Hikayenin en başına gidersek, o sıralarda 5-6 yaşlarında, Annie gittiği için üzgün ve gözü yaşlı haldeki Candy’nin karşısına gaydası, İskoç eteğiyle çıkan Tepedeki Prens ile ayrıca seri boyunca William Amca ya da büyükbaba William şeklinde karakterize edilen bir diğer gizemli kişiliğin de ta kendisidir. Dolayısıyla William Albert Audrey hikâyede başından itibaren aşina olduğumuz yegâne karakterdir. Bu aşamada Albert’ın saclı sakallı halinden son bölüme değin giderek gençleşen hayli büyük bir fiziksel değişim geçirdiğini de hatırlamak gerek.

Her ne kadar koyu bir Terry (Terrence/Terruce/Terrius) hayranı olsam da gerek anime gerekse manga sonu itibariyle Candy’nin seçtiği kişi bana her zaman Albert gibi gözükmüştür. Ancak bu son romanla birlikte gerek Terry- Candy fanlarının gerekse Albert-Candy fanlarının son çıkan kitabı, manga ve animeyi de göz önüne alarak yaptıkları yorumları okudum. Candy Albert’ı seçti ya da Candy Terry'i seçti yönünde her iki savı da güçlendiren veya zayıflatan göstergeler var: 

Candy: Hikayeni Sonu kitabına göre Anohito “O Kişi”nin Albert Olma Olasılığı:

1. Hikayenin en başın gitmek gidersek; Albert önce Tepedeki Prens olarak, gaydası ve İskoç eteğiyle ilk kez o sıralarda 5-6 yaşlarında, ağlar haldeki Candy’nin karşısında beliren (Anime’de 13-14 yaşında gözükse de mangada 17 yaşındadır) ve o andan sonra aralıklarla Albert adıyla karşımıza çıkan karakterdir. (Bu bağlamda kanımca neredeyse kopyası durumundaki Anthony bile aslında tepedeki prensi bize unutturmamak için yazarın oluşturduğu bir karakterdir.) 115 bölüm boyunca Albert, saclı sakallı halinden son bölüme değin sanki Candy’e denk olabilsin diye gençleştirilerek hayli büyük bir fiziksel değişim geçirir. Kısaca formüle edersek:

Tepedeki Prens → Bay Albert →William Amca ya da Büyükbaba William →William Albert Audrey.

Çıkarım: Bariz biçimde görülen o ki konu, yazar tarafından en başında beri bu karaktere odaklanılarak kurgulanmıştı. (Muhtemelen Mizuki-san, Terry’nin böylesi güçlü ve beğeni kitlesi yüksek bir karakter olacağını düşünmemişti. Bu durum hikayesini biraz baltalamış olmalı.)

2. Candy, Terry’i görmek için New York’a gittiğinde arkasından bakarken her ne kadara hafızası geri gelmese de Candy ile birlikte bulduğu huzurun sürmesi halinde hatırlamayı umursamayacağını dile getiriyordu. (Manga'da Albert'ın ilgisi çok daha belirgin.)

3. Candy, geçirdiği kaza sonrası hafızasını kaybeden ve bir süre aynı evi paylaştığı, Terrence ile acı veren ayrılığı sonrası yine duygularını yatıştırması konusunda destek gördüğü Albert aslında en başından beri değişmeyen ve bir şekilde Candy’nin hayatında on yıl boyunca var olan yegane karakterdi. Aynı koruma Neil ile nişanı söz konusu olduğunda da devredeydi. Ancak duygular asla söze dökülmedi. Candy, Albert için değerliydi. Çünkü erken yaşta ölümüne tanık olduğu (yeğeni Anthony’nin de annesi olan) biricik ablası Rosemary’e benziyordu.

4. Normal şartlarda evlatlık alınan Candy’nin zaten Audery mirasçısı olmak gibi bir şansı yok. (Elisa’nın servete konmak için Neil’ın evliliğinden çıkar sağlama konusu gerçekçi değil bu noktada. Çünkü o devrin yasaları buna olanak vermiyor. ) Abd’deki 1929 ekonomik bunalımı Audrey servetini kaybetmesine neden olmuşsa Albert ve Candy normalleşen bir hayat tarzı sonrası evlenmiş ve huzurlu bir yaşam kurmuş olabilirler.

5. Candy, New York'tan döndüğünde trende yüksek ateş sonucu bayılmış ve büyük hala Elroy'un katı tutumu sonucu o haliyle bile malikanede kalmayıp pansiyona dönmeyi seçmişti. Archie ve kızlar tarafından Albert'la paylaştığı daireye bırakıldığında ve yalnız kaldıklarında ayrılık gözyaşlarını (bir zamanlar Antony için akıtırken Terry de teselli bulduğu gibi) Albert'ın göğsünde dindirmişti. Albert anlattıklarını dinlerken fazlasıyla şaşırmış sonrasında ise sanki kendi sırasını bekleyen biri gibi ve ona zaman tanımak istercesine "ağla ve unut Candy" demişti.

6. Kapanış müziğinin şarkı sözüne ait bir bölümü ve eşliğindeki bir görüntü, dikkat çekici ve ipucu verir nitelikte. Anahito ga watashi wo watashi wo yonde iru Candy Candy Candy: Türkçe çeviri: O kişi bana sesleniyor, Candy Candy Candy. Ekranda, görüntüdeki kişi ise ne Anthony ne de Terry değil Tepedeki Prens: Yani William Albert Audrey’dir. (Şarkı sözlerinin bir diğer gösterge sayılmasının nedeni ise yazar tarafından kaleme alınmış olmasından ileri geliyor.)



Sonuç: Anohito “O Kişi” Albert’dır. Tüm hikâye, en başından tepedeki prens, gizemli ve her karede sürekli gençleşen Bay Albert ve Audrey’lerin son ana kadar gizlenen gizemli karakteri Willliam Amca de birleştirilerek William Albert Audrey etrafında şekillenmektedir. 

Candy: Hikayenin Sonu kitabına göre Anohito “O Kişi”nin Albert olmama olasılığı 

  1. Dini nedenler: Seride pek çok kez görülen baskın dinsel öğelere hepimiz aşinayızdır. Hristiyanlığa göre ise kişi evlat edindiği biriyle evlenemez. Albert’ın her daim Candy’nin çevresinde oluşu ve yardım edişi de yalnızca abice bir koruma içgüdüsünden ibarettir. 
  2. Candy ve Albert arasındaki iletişim ve ilişki düzeyinde Terry ile yaşadığı aşk ve ayrılık acısı gibi yüksek duygu barındıran hiçbir öğe mevcut değil. (manga sahnesini göz ardı edersek: Candy İskoç kıyafetleriyle karşısında beliren, ilk karşılaştıkları zaman sarf ettiği cümleleri tekrarladıktan sonra ”Candy, seni asla unutmadım” diyen, tepedeki Prens olduğunu anladığı Albert’a koşar.) Animede ise Albert gaydası ile belirip ilk karşılaştıkları zaman sarf ettiği cümleleri tekrarlar. Sonra masa başında toplanırlar. (Cidden anime için berbat bir sondu.) Tüm seri boyunca özellikle Albert ile aynı evi paylaşmaya başladıkları kısımlarda bile Candy'den Albert'a en ufak bir duygu kırıntısı ya da eğilim ekrana yansımadı. Ancak ortadan kaybolduğu süreçte bulmak için elinden geleni yaptı ve yokluğu için gözyaşı döktü.  
  3. Albert, hafızasını kazandıktan hemen sonra haklarında artan dedikodular Candy’ye zarar verdiği için ayrılırken herhangi bir üzüntü belirtisi göstermedi. Gayet rahat ve kendinden emim biçimde veda ediyordu. (Elbette kısa bir süre sonra kimliğini açıklamaya niyetlendiği için vs olabilir.) 
  4. Öyle ya da böyle sıralamada Albert, Candy’nin 3. aşkı. Açıkçası bu noktada Candy’nin kalbi hayli değişken ve vefasız gözüküyor. Mizuki, karakterini böyle bir pozisyona sokmak ister mi? 
  5. Terry-hayranı bakış açısıyla değerlendirenlere göre 2. Kitapta 1920 tarihli mektuba göre Candy halen Audrey soyadını kullanmakta. Yani halen Audrey’lerin evlatlık kızıdır. (Tabi bana göre Albert’la evlenmiş ve yine soyadını almış da olabilir. ) 
  6. (Kitaba göre) Candy’nin Albert’a iki şey için teşekkür etmiş: Annie ve Archie’nin ilişkisinde bir takım engeller yaşanmış (Elroy yetimhaneden geldiği için Annie’ye karşı çıkmıştır mutemelen.) ancak konu Albert sayesinde çözümlenmiştir. Ayrıca Albert, Leagan’ların eski iki atını da kendisine doğum günü için hediye etmiştir. 
  7. Kitap /Mektuptan bir satır: Candy O kişiye hitaben ya da O kişi Candy’e şu sözü söylemekte: “Eğer yapabilseydim seni severek seninle gizlice yaşamak isterdim.” (Candy mi yoksa Albert’tan mı gelen yanıt anlayamadım) Cümleden yola çıkan Albert fanları durumu şöyle yorumlamış. Terry ayrılığı sonrası geçen yıllarda- ki bu en az 5-6 yıla denk geliyor- Candy aşk acısını unutup Albert’la yakınlaşmış ama sosyal konum farklılığı, baba ve evlat edinilen kız görünümü ile dini inançların da etkisiyle birlikte olamamışlardır.  
  8. Albert, Candy’e Terry ile ilgili hatıralarını yazdığı eski günlüğünü geri göndermiştir. Bunu yaparken de ondan vazgeçmekte ve aslında duygusal olarak da artık tamamen özgürsün demektedir. (Yani Candy sonuçta da Terry’e dönmüştür.) Aslında animede ya da mangada günlük olayı çok belirgin değildi. Yanlızca İskoçya tatili sona ererken Patty'nin sayfalar dolusu yazışına bakarak yaşadığı onca şeyi birkaç güne nasıl sığdıracağını bilemediğini söylüyordu.  
  9. Magnolai apatmanını paylaşırlarken de Albert açısından Candy’ye karşı bir his belirtisi görmek kolay değildi. (Gerçi hafızasını kaybetmişti) Ancak yine de Candy Terry ile tiyatroda buluşacağı zaman vs bireyler hissedebilir ya da az da olsa kıskançlık belirtisi gösterebilirdi. Mizuki-san’ın Albert açısından gerek animede gerekse mangada Candy’e dair gözlenebilir duygusal yakınlık vermeyişi bana ilginç geldi. Oysa yazarın kalemimden çıktığı şekliyle hikaye en başından beri Albert-Candy birlikteliğine giden "Tepedeki Prens" şeklinde başladı. Bu tutarsız yaklaşımı anlayamadım. Belki de daha sonra Albert konusunda fikrini değiştirdi. 

Candy: Hikayeni Sonu kitabına göre Anohito “O Kişi”nin Terry (Terrence/Terruce) Olma Olasılığı.

1. Kitapta evlilik döneminden bahsederken Candy ve eşinin İngiltere’nin başkenti Londra’da oturduğu anlaşılmakta. (Bildiğimiz üzere Terry bir İngiliz) (Aslında Albert da olabilir. Ne de olsa birçok iş sahasında hayli varlıklı bir aile.)

2. Evindeki kütüphanede, tıp kitaplarının yanı sıra tiyatro eserlerinin varlığı söz konusu. (Aynı ilgiyi -Terry dolayısıyla- Candy’de devam ettirmiş olabilir)

3. Suzanna’nın ölümü. Archie ve Annie’nin nişanından bir iki yıl sonra gerçekleşmiş (Mizuki’nin romanında verilen bir diğer ayrıntı. Sebebi belirsiz) Candy ve Terry birlikteliğini imkânsız kılan yegâne karakterin romanda öldüğü belirtiliyor. Yani o ikisinin yeniden birleşmiş olmaları çok güçlü bir olasılık.

4. Terry’nin duyguları: Candy’in hayli derin bir aşkla seven ve Suzanna olayı sonrası ayrılmak zorunda kaldığında da gözyaşı dökecek kadar yoğun duygular yaşadı. Hatta çok sevdiği tiyatroyu da bırakıp kendini saldı ve kariyerinden de vazgeçti. (Bu tip duyguları Albert’da hissetmedik.)

5. 1920’de Candy, Elenor Baker’la (Terry’nin annesi) da mektuplaşmış. Terry ile ayrıldıkları zaman dilimi düşünüldüğünde eğer sonrasında Terry ile birlikte değillerse 1920’de Candy’nin Elenor ile yazışmak için bir sebebi olmaz Terry fanlarına göre. Ama bana göre yazışabilirler. Ne de olsa oğlu ile barışmasına Candy’nin katkısı büyüktü.

Candy: Hikayeni Sonu kitabına göre Anohito “O Kişi”nin Terry Olmama Olasılığı: 
 
  • Özellikle Suzanna’nın varlığı ve sağlık durumu karşısında Terry’nin sorumluluk duygusu 
  • Candy ve Suzanna arasındaki mektuplaşmalarda görüldüğü üzere Candy'nin belirgin biçimde Terry'den vazgeçmiş gözükmesi. 
  • Animede verildiği üzere Candy’nin, Suzanna ile ayrılıkları sonrası Albert ile yolları kesiştiğinde ve onunla aynı evde yaşamaya başladığı süreçte bir gazete haberinde Terry’nin kariyerinin çöktüğüne dair yazıyı okuyana kadar Terry ile ilgili defteri kapatmış olması. 
  • Bardaki derbeder Terry-Albert karşılaşmasında aklını başına toplayan Terry her ne kadar O'nu unutamadığını dile getirse de net biçimde "Elveda Candy" diyerek ayrılması.

Candy: Final Story’ye göre Anohito “O Kişi”

Sonuç: Konu ile ilgili yazılıp çizilenler sayfalar dolusu İngilizce yazıyı anlamak ve derlemek bile hayli yorucuydu. Romanla birlikte karakterlerin yeniden aramıza katılması ve 30’lu yaşlarına dayanan bir sonu olduğunu duymak ilginç geldi. Ne yazık ki beklediğimi bulabildiğimi söyleyemeyeceğim. Gerek Terry-yanlı yorumlarda gerekse de Albert yanlı yorumlarda ilginç çıkarımlar yapılmış. Ancak bir noktadan sonra ulaştığım yegane sonuç şu: Mizuki hikayesini Albert odaklı oluştursa da zamanla Terry’ninki gibi güçlü duygular yansıtmadığı için fikrini değiştirmiş olabilir. Ancak ben bu olasılığa ihtimal verdiğimi söyleyemeyeceğim. Bana göre hafıza kaybı sonrası bölümlerde Albert''ın Candy'ye yakınlık duyduğuna dair birden fazla kez çıkarımda bulunulabilir. Ayrıca bardaki derbeder Terry-Albert karşılaşmasında aklını başına toplayan Terry net biçimde "elveda Candy" diyerek şehirden ayrılıyordu. Durumu değiştirebilecek tek şey Suzanna'nın ölümü olabilir. Bu aşamada yaşanan belirsizliği netleştirecek romanın üçüncü bir cildi çıkar mı? Pek sanmıyorum. Ülkemizde yeni yeni kitap satış reyonlarında mangalara denk geliyorsak da, her biri 350 sayfa civarındaki 2 ciltlik romanın dilimize çevrildiği bir günü göreceğimizi düşünmüyorum. Keşke Mizuki-san’dan net bir sonuç duyabilseydik. Ancak en başında belirttiğim gibi yazar da herkesin kendi sonunu seçmesini istemiş. Her iki tarafın da fanı, diğeri seçilince üzülecek diye yapılmış bir tercih olsa gerek. Bu kitap ülkemde yayınlansa bile sırf konu böyle belirsiz şekilde sonlandırıldığı bilsem sanırım zahmet edip almazdım. Bana göre hatalı bir yaklaşım olmuş.

12 yorum:

La Tahzen dedi ki...

Çok teşekkür ederim ayrıca sitemi ziyaret etmeyi unutmayın https://islamguzelahlaktir.blogspot.com/

Unknown dedi ki...

Ne guzel profosyonel bir inceleme ,yaziniz dili biraz agir geldi ,,tebrik ediyorum sizi ,,senaryo kitap halindemiymis ilk once o kismi anlayamadim,,

Princess Emeraude dedi ki...

Teşekkürler.

Unknown dedi ki...

Muthis bilimsel bir yazi tebrikler tez gibi olmus

gizem kursun dedi ki...

Türkiyedeki kitaplarını nereden satın alabiliriz hicbiryerde rastlamadim daha yeni yeni görüyoruz demissiniz nerde bulabiliriz

Princess Emeraude dedi ki...

Türkiye'de yeni yeni manga serileri raflarda yer alıyor demiştim. Bu sözlerim Candy Candy mangası ya da kitabını kapsamıyordu ne yazık ki, keşke olabilse ancak hiç ihtimal vermiyorum. Gerçi mangayı İngilizceden çeviren ve paylaşanlar var. Kastettiğim şey daha çok 2 ciltlik kitaba dairdi

Baris Kabasakal dedi ki...

Çok teşekkür ederim. Çok emek vermişsiniz. Şeker Kız Candy'nin gönlümüzde çok ayrı bir yeri vardır.

Göknur Ensar dedi ki...

Kesinlikle Terry ile evlenmiştir Candy çünkü Albert'i gördüğü zamanlarda Candy çok küçüktü ve çocukluk aşkı gibi birşeydi zaten tepedeki Prens'in Albert olduğunu öğrendiği zamanda aşık olduğu birine kavuşmuş gibi sevinmedi zaten Candy O kişiyi anlatırken gülüşünü çok sevdiğini söylemiş bunu önceki anime bölümlerinde de söylemişti bu yüzden yüzde doksan Terry O kişi Albert ile aralarında aşkın kıvılcımı bile olmamışken neden insanlar böyle düşünüyorlar anlamak zor Terry Candy olmadan yapamaz ama Albert o onların evlendiğine sevinir bile düğünlerine bile gider nikah şahidi bile olur o kadar hissiz...

Göknur Ensar dedi ki...

Rica ederim öyle düşündüğüm için yazmak istedim evet Albert gizliden aşk besleyebilir Candy'ye karşı ama Candy o prensi çok küçükken sevmişti ve Albert o zamanlar Terry'nin yaşlarındaydı ama sonra koca bir adam oldu aralarında baza yaş farkı var tabi aşkın yaşı yoktur belki Albert ile mantık evliliğide yapmış olabilir sonuçta gerçek birşey değil.
Lady Georgia'nın sonunu gördükten sonra herşey olabilir diyor insan ama final öyküsünde Terry ile okulun tepesindeki o olan sarı çiçeklerden bahsettiği ve bu yüzdende yüzde yüz Terry ile evlenmiştir diyenler var İnşallah öyle olmuştur ve sonunda aşk kazanmıştır...

Unknown dedi ki...

Yazar roman tutuluncu bir yerde hikayeyi kaydiriyor candy baştan beri tepedeki prensinin peşindeydi onu hiç unutmadi araya olaylar girdi yazar bu evlatlık meselesinden kurtulmaya çok çalıştı ama başaramadı hikaye değişkenlik gösterdikçe olmadı hikaleyi ķöpürtçe hikaye uzadı hikayenin sonuna bakarsanız getirdi Albert kucağına atti çünkü candy hep prensini arıyordu bulmalıydi artık evlendeği teryy olabilir çünkü okur böyle istiyor ama yaźarin aklındaki başından beri Alberti çünkü hayat bir şekilde şékillenir yolunu bulur hepimizin aradığı bir prens vardır tema buydu

Göknur Ensar dedi ki...

Albert Candy'nin çocukluk aşkı olabilir ama Candy Albert'e hiç aşık olmadı onun Prens olduğunu öğrendiği zaman bile ah canım Prens'im her yerde seni aradım gibi bir yaklaşımda bulunmadı sanki yıllarca merak ettiği birşeyi öğrenmiş olmanın verdiği rahatlama vardı Candy Albert'i Prens olarak ilk gördüğünde küçücük bir kız çocuğuydu Albert ise Terry yaslarinda bir gençti ve Albert artık olgun bir adamdı bu yüzden Candy Albert'in Prens olduğuna o kadar da çok sevinemedi çünkü orta yaşlardaki dostu Albert'ti ve Albert gördüğü küçük bir kızı evlat ediniyor o yaştaki bir çocuğa aşık olduğu için mi bu çok saçma o sadece iyi kalpli kimsesiz kız olduğu için bunu yapıyor ve ona büyüyene dek destek oluyor Prens olayına gelince de zaten o hayalin deki Prens onun için ulaşılamaz birşeydi Candy Terry'yi de ilk gördüğünde Prens'e benzetmişti o sadece bir çocukluk aşkıydı ama Candy gerçek aşkı Terry ile yaşadı onun için döktüğü gözyaşları Terry gemi ile gittiği zaman onu kaybetmenin verdiği büyük üzüntüyü herkes gördü resmen aşk acısı cekiyordu Candy Terry için birsürü şeye cesaret etti ve de yaptı çünkü içinde aşk vardı sadece aşk yok aşk tutku ayrılık hepsi vardı özellikle de merdiven sahnesi asla unutulamaz bu yüzden de kesinlikle Candy Terry ile evlenmiştir çünkü ne Candy Terry'siz ne de Terry Candy'siz yapamaz yoksa sonsuza kadar mutsuz olurlar...

Göknur Ensar dedi ki...

Albert Candy için sadece bir arkadaş dosttu adı üstünde Albert Amca Candy'nin küçüklüğünden beri olan koruyucu büyüğüydü ve Candy dört beş yaşlarında küçük bir kız çocuktu tepedeki Prens'i gördüğü zaman ve o yaşlarda ona sadece hayran oldu çünkü o yaştaki bir kızın hissedeceği şey oydu herkesin yaşadığı komşunun büyük oğluna hayran olan kız çocuğu durumunun aynısıydı bu ve yazar da zaten animenin tvde yayınlanan bölümünü orta bir sonda bıraktı çünkü düşünsenize Candy Albert'in tepedeki Prens olduğunu öğrendiğinde ah Prens'im her zaman seni bekledim deseydi sarılsalar öpüşselerdi falan ne olurdu izleyen herkes şok olurdu derdi ne alaka işte Albert ve Candy işte bu kadar alakasızlar ama Terry birden ortaya çıksaydı Candy artık hiç bir engel kalmadı seni seviyorum falan deseydi sarılsalardı ve öpüşselerdi nasıl olurdu çok doğal herkesin beklediği bir son olurdu çok ta iyi olurdu ig

Yorum Gönder