4 Ekim 2013 Cuma

Dolbuk (Tokusou Kihei Dorvack)

Türkiye'deki Yayın Adı: Dolbuk
Yayın Kanalı: HBB
Yayın Yılı: 1993-1994...
Diğer Adları: Special Armored Battalion Dorvack
Specially Equipped Mechanical Soldier Dorvack
Tokusō Kihei Dorubākku (Japonca)

Bu seriyi hatırladığımda içimde hayli nostaljik hisler uyanıyor. Uzun zaman önce yayın hayatını sonlandıran HBB kanalında uydu olmayan ve renkli olmasına karşın  alındıktan kısa bir süre sonra renklerini kaybeden bir tv'de tv üstü antenlerle boğuşurken izlemeye çalıştığım bir yapımdı. Açılış müziğinin yavaşlayan orta kısmını, kapanış müziğininse tümünü zevkle dinlerdim. Çoğu kez kanal yarım kestiği için sinir de olurdum. Aslında çizgilerini çok sevmezdim ama -animelere "hasta" olduğum bir dönemdi herhalde- anime yokluğu ekranda yakalanan her animeyi izleme eğilimini de beraberinde getiriyordu doğrusu. Öyle ki daha sonraki bir dönem özel kanalın birinde Red Baron'u izleyeme şansızlığına dahi uğramıştım. Şansızlık diye adlandırıyorum çünkü cidden bana göre feci bir seriydi. Elbette zorunlu değildim ama yokluk normla şartlarda yakınından geçmeyeceğim animelere dahi bir süre göz atmamı gerekli kılıyor gibiydi. Anime ile ilgili pekçok şey ne kadar da kıymetliydi (!?)

Hbb'nin Dolbuk adı ile verdiği ve ilk zamanlar Legend of the Galactic Heroes ile yayın saati çakıştığı için daha çok sevdiğim serinin reklam arası verdiği sırada izlediğim bu animeyi kanal kaç kez başa sararak yayınladığını hatırlamıyorum. Ama her defasında özellikle 11, 17 ve son bölümü (Artık hangi bölümden sonra diğerinin geldiğini biliyordum çünkü her birini küçük paragraflar halinde özetlemiştim.) içlerinde yer alan şarkılar nedeniyle bıkmadan, tekrar ve tekrar izlerdim. Hatta şimdilerde anime müziklerini kolaylıkla edinebileceğimiz internetin olmadığı o zamanlar dışardan kasetçalar tutarak kasete kaydetmiştim. (O dönem sadece animeler değil onların müzikleri de benim için ayrı bir ilgi alanıydı. Bu şekilde dışardan teyp tutarak kaç kaset kaydı yaptığımı şimdi hatırlamıyorum ama boş kasetleri 10'lu şekilde satın aldığımı düşününce çektiğim çile hayli büyükmüş:) Bu kayıtlar uzun süre bende kaldı. Tabii daha sonra onları oynatan kasetçalarlar piyasadan kalktı. Kasetleri tutmanın da bir anlamı kalmadı. Konu ile ilgili bir diğer anımsa şu: Üniversitemin ilk yılında yurtta  kalıyordum. Mp3 çalabilen ilk telefonlar (Nokia'nın iki yanı bilgisayar klavyesi gibi tuşlu bir modeliydi) henüz çok yeni ve pahalıyken bir dükkanda 2. elini görüp almış ve dışardan ses kaydı ile bilgisayara mp3 olarak kaydettiğim şarkıyı telefonuma melodi yapabildiğim gün dünyalar benim olmuştu:))) O zamana kadar cep telefonları en fazla sadece midi formatta melodi çalabiliyordu. Sonraları net yaygınlaşınca anime muziklerinin midi versiyonlarını vs koymaya başladılar. O da ne büyük bir nimetti:)

Günümüz şartlarında konu ve kalite bakımından aslında vasatın altı olarak nitelendirebileceğim yapımın hikayesine kısaca değinmem gerekirse; Dünya Zentraldi adlı uzaylı bir ırkın işgal tehditi ile karşı karşıyadır. Tüm bu karmaşada devam ederken nereden çıktığı ya da ne ara kurulduğu belli olmayan savunma kuvvetlerine ait İkisi erkek bir kadın üç kişinin kullandığı ve gerektiğinde robotlara dönüşebilen ikisi taşıt biri helikopterden oluşan özel bir birlik önderliğnde bu saldırılara cevap verilir. Böylece savaş başlar. Zentraldi kuvvetlerinin komuta kadamesine mensup bir generalin kızı olan Aroma ırkının amaçlarını ve yaptıklarını sorgular hale gelir ve bir süre sonra dünyalıların tarafına geçer. Kendi iç hesaplaşmasının yarattığı pişmanlığını ve kalp krıklığını özel kuvvetlerden Masato ile dindirir. Masato ise ekip arkadaşo Louise tarafından sevilmektedir vs. Konu örgüsü ve hikayesi zayıf kalan bir seri için ne kadar izlenilir olabilirse bu animede o ölçüde başarılı diyebilirim. Ancak şarkılar ve arka fon müziklerini fazlasıyla beğenmiş ve nette bulabilmek için uzun süre aramayı sürdürmüştüm. (Az önce bir kez daha yaptım hatta:) Ancak pekçok eski serinin müzik albumleri yenilenerek çıkmasına karşın bu animenin müzik albümüne ulaşmam mümkün olmadı. Özellikle 11. bölümde yer alan Keiko Toda'nın seslendirdiği Hoshizora No Iryuujon (Illusion Of A Starry Sky) şarkısını edinebilmek isterdim.

Şarkı Sözleri İçin Tıklayın

Lady Lady ve Hello Lady Lynn

Lynn'in trajeik öyküsü, annesiyle birlikte  bir İngiliz  lordu olan babası ile yaşamak için  İngiltere'ye geldiği gün geçirdikleri kaza sonrası yetim kalması ile başlıyor. Lynn annesine veriği sözü tutmal ve gerçek bir lady olmak  için elinden geleni yapmaya çalışır. Ancak özellikle büyük babası tarafından kabul görmeyen Lynn, sonrasında yaşamına dahil olan bir üvey anne ve iki üvey kardeşi ile mücadele etmek zorunda kalır. Serinin ilk sezonu sayılabilecek Lady Lady'de yapılan kötülüklere sessiz kalan ve türlü tuzaklara düşen küçük Lynn neyseki ablası Sara tarafındanı kabul görmekte ve sevip korumaktadır. Komşu çocukları Artur ve Edward potansiyel birer eş adayı yakışıklı delikalılar olarak boy gösterirler.

Serinin 2. sezonu sayılan Hello Lady Lynn ise babasının belalı evliğini savuşturan Lynn'in okul yaşamına ve binicilik serüveni ile başlayan başarı ile en sonunda büyük babası tarfından kabul görmesi üzerine odaklıdır. Lynn'in ablası Sara'nın hislerini de fark ederek yaşça büyük Artur'a yönelik duyularından vazgeçmesi sonrası Edward'a yönelmesi romantizm cephesinde de işleri tatlıya bağlar.

Toei Animasyon tarafından yapılan Lady Lady ve devam animesi Hello Lady Lynn  için söylenebilecek bir diğer ayrıntı ise oldukça güzel arkafon müziklerinin ve şarkılarının olduğu. Müzik albümünü hala severek dinlerim.

Shojo türünündeki seri klişe olarak nitelendirebileceğimiz karakter ve konu öğeleriyle bezeli olsa da günümüzde yapılan animelerin yanında gayet iyi bir seyir sunuyor.

Victorian Romance Emma

Eğer siz de benim gibi Jane Austen'ın kaleminden çıkan tarzda dizileri sevenlerdenseniz ve bir de animelere ilginiz varsa işte tam size göre bir seri Victorian Romance Emma. O'nu eşfettiğimi sıralar 2007 yılı bahar dönemi üniversite son sınıfta neredeyse her gece bitirme tezime gömülmüş halde bilgisayar başında sabahlıyordum. Konu içeriğinde yer alan Crystal Saray'a dair görsel aramalarım tesadüfen beni bu seriye götürdü. Fotosentez modunda geçen bitirme yılımda sosyal hayat namına hiç birşeye zaman ayıramıyordum. O yüzden bu anime bana ilaç gibi gelmişti. İlk bölümün ardından konusu beni sımsıcak sardı ve nette bulup indirmeye başladım. Ardından hikayenin Kaori Mori tarafından kaleme alınan ve O'nun mükemmel çizimlere imza attığı orijinal mangasını da okudum.

Hikaye 19.yy İngiltere'sinde hizmetçi Emma ve varlıklı bir ailenin oğlu William arasında filizlenen aşkı anlatıyor. Konu çok sıradan değil mi? Bence de öyle:) Ama klişe olarak niteleyebileceğimiz bu öyküyü anime olarak izlemek kesinlikle farklı bir tat bırakıyor insanın hafızasında.Ortamın animeçöplüğüne döndüğü günümüzde böyle nadide yapımlara denk gelebilmek şans doğrusu. Her yıl yeni yayın dönemi animlerine bir bakarım ama genelde izlemeye değer pek bişey çıkmaz. Bu yüzden döner dolaşır arşivime göz atarım. Aradan geçen onca zaman rağman arada açıp tekrar ve tekrar izlediğim yegane serilerden biri ve kanımca başarılı.

Victorian Romance Emma'da Başlıca Karakterler  

Emma: Kelly Stowner'ın hizmetçisidir. Küçük yaşta ailesini kaybeden Emma amcasının yanına yerleşir. Ancak yengesinin zorba davranışlarına maruz kalır. Deniz kenarında midye toplayarak aileye para kazanması için zorlanır. Günün birinde küçük çocukları kaçırıp onları satan bir adam tarafından tutsak alınır ve Londra'ya getirilir. Şans eseri kaçmayı başarınca sokaklarda yaşamaya başlar. Kimi zaman çiçek satar, kimi zaman evlerde ufak işler yapar. Kelly Stowner'la karşılaşır ve kendisiyle gelme teklifini kabul eder. Yeni ev yaşamını kolaylıkla benimser. Hanımefendiye gerçek bir saygı ve sevgi duyar.

William Jones: Jones ailesinin ilk çocuğu ve varisi, varklıklı bir aileden gelen bir İngiliz beyfendisidir. Ailenin zenginliği doğuştan gelen asaletle değil ticari kazançla oluşmuştu.  Çocukkan eğitmeni Kelly Stowner'dı. O'nu ziyaret için gittiği gün Emma ile tanıştı ve O'dan etkilendi. Ancak sıradan birine aşık olmak 19.yy da kolay benimsenir birşey değildi. Bir yandan ailesine karşı yerine getirmek zorunda olduğu sorumluluk ile diğer yanda kalbi arasında seçim yapmak zorundaydı. 

Kelly Stowner: 18 yaşında evlenip 20 yaşında dul kalan bayan Stowner bir süre soylu aile çocuklarının eğitmeni oldu. William'ı sevmiş ancak hislerini belli etmemişti. Aslında muhtemelen O'nu sahip olamadığı çocuğu gibi düşünüyordu. William'ın eğitimi sona erdiği sıralar Emma'yı görmüş, küçük kız zeki bakışları ve terbiyeli duruşu ile dikkatini çekmişti. Böylece onu hizmetçi olarak yetiştirmek üzere yanına aldı. Aynı zaman da eğitimini de üstlendi. Hiçbir zaman sözcüklere dökmese de Kelly Emma'yı fazlasıyla sevmekteydi. Aynı durum Emma için de geçerliydi. 

Prens Hakim Atawari: Hindistan'ın İngiliz sömürgesi olmasının ardından ülkeden İngiliz yaşam tarzı özellikle zengin ailelerin benimsedikleri birşeydi. Hakim, William'ın Ethon Koleji'nden okul arkadaşıydı. Londra'ya ziyaret için geldiğinde yanında dört cariye ve pek çok hizmetkarla eşyalarını taşıyan devasa fillerini de beraberinde getirmişti. Başına buyruk, gizemli ama beyfendi tarzıyla serinin en ilgi çeken karakteri sayılabilir. Emma ile karşılaştıklarında O'ndan etkilendi ancak William'ın kıza ilgisini fark etmekte gecikmedi. Emma'nın da Villiam'ın hislerine karşılık verdiğini anlayınca rekabet etmedi. 

Elenor Champell: Viskont Campell'in iki kızından küçüğüdür. Sosyetede katıldığı ilk resmi baloda William ile karşılaştı ve ilk dansı da O'nunla yaptı. O günün şartlarında -uygun eş bulmak ve evlenip çocuklarını büyütme- mantığı ile yetişen her kız gibi iyi eğitim görmüş, terbiyeli ve güzel bir kızdı. Kibar genç adamdan etkilenmesi kaçınılmazdı. Zaten hem annesi hem de William'ın kızkardeşlerinin beklentisi bu yöndeydi. Ancak uzun süre William'ın kendisine benzer hisler beslemediğini fark etmedi. 

Hans: Emma'nın hizmet etmeye başladığı ikinci evde çalışan Alman kökenli Hans hislerini belli etmekte zorlanan, dışardan bakıldığında ise umursamaz ve soğuk görünen biriydi. Emma'ya beslediği hisler de bu anlamda aslında oldukça belirsizdi. Emma da başlangıçta sonradan aralarına katılan ve gerçekte hakkında fazla birşey bilinmeyen ve birazda bu yüzden diğerlerinin güven duymadığı biriydi. Hans uzun süre Emma'yı anlamaya çalıştı. O'nun kendisinden bilinçli biçimde hoşlanmadığını zannetti. 

Aurelia (Jones): Richard Jones'un karısı William, Elenor, Wivian, Colin'in annesiydi. 1800'lü yılların ikinci yarısında O ve Richard bir baloda tanıştılar. Aralarında gelişen sevgi evlilikle sonuçlandı. Her ne kadar soylu da olsa Aurelia, asalet ve O'nun getirdiklerinden mutluluk duymuyordu. Ancak kocasının işleri onu balolara katılmak, çay partileri düzenlemek ve daha pek çok sosyal etkinliğe katılmasını gerektiryordu. Bir süre sonra sağlığı bozulunca doktor tavsiyesiyle çocuklarını ve eşini bırakarak Londra'dan ayrılmak zorunda kaldı. Bayan Dorothea'nın yaptığı ziyarette Emma ile tanıştı.

Dorothea: Emma'nın doğduğu kente dönerken tren garında tanıştığı ve sonrasında evinde hizmetçi olarak çalışmaya başladığı Alman kökenli soylu bir hanımefendir. Mrs. Trollope (Aurelia) ile uzun yıllara dayanan bir dostluğu vardı ama aslında hakkında çok bilgi sahibi olan kişidir.