13 Eylül 2013 Cuma

Inu Yasha

Anime Adı: InuYasha 
Türkiye'de Yayın Durumu:Yayınlanmadı (Keşke Yayınlansaydı:)
Bölüm Sayısı : 167+26
Yapım Yılı: 2000-2004 / Final Sezonu: 2010 
Manga: 1996-2008 / 56 Cilt (Kaoru Tada).
Uyarı:  Aşağıda yer alan yazı adı geçen yapım hakkında birçok ayrıntı barındırmaktadır. İzlemeyi düşünenlerin okuması önerilmez:)

Inu Yasha & Kagome
Günümüz Japonya'sında Kagome adlı lise öğrencisi, yıllardır ailesinin koruduğu bir tapınakta; annesi, erkek kardeşi, dedesi ve kedisiyle birlikte yaşamaktadır. Büyük babası ailenin yüzyıllardır koruyucusu olduğunu söylediği Shikon no Tama (Jewel of Four Souls) isimli yadigar mücevher taşını 15.doğum gününde O'na hediye eder. Kagome taklitlerini sattıklarını bildiği sıradan bir taş gibi görünen mücevhere çok da önem vermez. Sonraki gün ise eski tapınağa girmek zorunda kaldığı sırada üzeri kapatılmış kuyudan birtakım sesler geldiğini duyar, Ardından ne olduğunu anlayamadan yılan vücutlu bir iblis tarafında aşağı çekilir ve bir anda kendini eski Japonya'da (Sengaku döneminde) bulur. Önce zamanda geriye gittiğini anlamaz. Amaçsızca ormanda gezinirken hedef olduğu oklar nedeniyle bir ağaca mıhlanmış gibi duran ve ölüden çok uyur görünen, kendi yaşlarında bir erkek dikkatini çeker. Karşı koyamadığı bir merakla yanına gider ve bir süre O'nu inceler. Saçları tamamen beyazdır ve başını her iki yanında köpek kulağını andıran kulaklar vardır.

Inu Yasha & Kikyo
Köye dönen Kagome'ye çevre halkı giyim tarzı ve davranışları yüzünden şüpheyle yaklaşır. En nihayetinde köyü lanetlediği bile düşünülür. Çünkü kendisinin kuyuya çekilmesine neden olan yaratık köye musallat olmuştur. Kaede adındaki yaşlı yüksek rahibe, Kagome'yi görür görmez, onun uzun yıllar önce Hanyou (yarı şeytan / Half Demon) InuYasha'yı mühürledikten hemen sonra ölen kız kardeşi Kikyo ile benzerliği olduğunu farkeder.  Bu sırada iblis yeniden ortaya çıkar. Kagome, canını kurtarmak için ormana kaçar ve birkez daha rahibe tarfından mühürlenmiş Inu Yasha'nın yanına gider. Saldırı devam ederken ağaçta okla mühürlü çocuk kendisine Kikyo diye hitap ederek hayli iğneleyici tarzda konuşur. Bu arada köyün savaşçı erkekleri yüksek rahibe ile Kagomeyi izleyerek Inuyasha Ormanı'na girmiştir. Rahibe Kaede, Kagome'yle kendisini ağacta tutan oku çıkarırsa yaratığı halledeceği konusunda pazarlık yapan Inuyasha'yı serbest bırakmaması için uyarır. Buna rağman Kagome kolyenin peşinde olduğunu anladığı yaratıktan kurtulabilmek adına son çare olarak gördüğü şeyi yapar. Inu Yasha'yı hareketsiz kılan oku çıkararak mührü bozar.

inuyasha & sesshomaru
İnuYasha'nın Shikon no Tama'ya sahip olmak istemesinin asıl nedeni kolyenin gücü sayesinde Hanyou (Half Demon / Yarı Şeytan) benliğini  Tam Şeytana dönüştürmektir. Kagome az önce kendisini kurtaranın aslında gözüktüğü gibi bir centilmen olmadığını, kolyeyi almak için bu kez kendisine saldırdığında, anlar. Mücadele devam ederken Kaede gecmişte ablasının yaptığı engelleyici türden bir tılsım oluşturarak Inu Yasha'nın boynuna kolye halinde yerleşmesini sağlar. Kagome'den O'nu durduracak anahtar bir cümle söylemesini ister. Kagome'nin aklına gelen ve bundan böyle komut halini alacak olan iki kelime "Osuwari (Sit Boy / Otur)" olur. . Sözün söylenme şiddeti, çoğu zaman zemini çökerterek yere çakılmasına, ağaç tepesinden vs düşmesine ya da nehri boylamasına neden olan komik sonuçlar meydana getirir. (Animede bu sahneleri izlemek genelde hayli eğlendiriciydi) Bu arada kolyeyi kaybettikleri için Kagome ve InuYasha onu aramak üzere beraber yola koyulurlar. Ancak kolye Kagome'nin acemi ok atışlarından biri ile binlerce parçaya bölünür. Böylece ikili ülkede çeşitli noktalara dağılan kolyeyinin parçalarını toplamak üzere aylarını alacak bir arayışa çıkarlar. Uzun soluklu macera da böylece başlamış olur.

Seri boyunca Inuyasha etrafında şekillenen aşk üçgeni zaman zaman hayli romantik sahneleri de beraberinde getiriyor. Yine Kagome'nin yaşadığı devre yaptığı ziyaretler ve burada yaşanan karmaşa da  konuya renk katan bir diğer hikaye zincirini oluşturuyor. Kagome ve Inuyasha arasındaki yakınlaşma süreci iğne ile kuyu kazar nitelikte bir yavaşlıkla gelişse de keyif verdiğini eklemem gerek. Zaten seri çocuklar için yapılmamış. İlk kez Abd'de 2005 yılında Adult Swim kuşağında izlemiştim.

Inuyasha'da taraflar ve karakterler hayli kalabalık ve renkli. Özellikle Inuyasha'nın abisi Sesshomaru soğuk karizmasından ödün vermeyerek boy gösterirken itiraf ediyorum en az İnuyasha'nın kendisi kadar merak ettiğim bir karakter oldu. 166 Bölüm ve 6 sezon sonrasında seri sona erdiğinde mangasına bağlı kalınmayarak yarım bırakıldı. Neyseki yapımcılar final sezonu için takipçileri fazla bekletmediler. 7. ve son sezon kaliteli görsellliğiyle göz doldururken konu da olması gerektiği yani mangaya sadık kalınarak gibi sonlandırıldı.

Not: Serinin ayrıca dört ayrı sinema filmi bulunmaktadır:

Inuyasha the Movie: Affections Touching Across Time
Inuyasha the Movie: The Castle Beyond the Looking Glass
Inuyasha the Movie: Swords of an Honorable Ruler
Inuyasha the Movie: Fire on the Mystic Island

Hadeshi no Bara no Fume

Vampire Knight (Vampir Şövalye)

Bu bloğu açarken ele almak istediğim ilk animelerden biri olmasına karşın Vampire Knight'ı yazacak havaya bir türlü sahip olamadım nedense. Ne zaman istediysem kısmen elimin altında net olmayışı ya da resim arsivime ulaşma zorluğum yüzünden geri adım atmıştım. Bugün ufakta olsa bi başlangıç yapmam gerektiğini düşünüyorum. Diğer türlü seriye haksızlık etmiş sayacağım kendimi. 2000'li yılların animlerini eskisi gibi zevk alarak izleyemeyen biri olarak Vampire Knight görsel estetiği ve karakter şıklığıyla beni kendine bağladı diyebilirim. Özellikle hayli gizem barındıran Kuran Kaname karakterine bayıldım. Tuhaf saç stilleri ve beden ölçütleri olsaydı benim için bu hikaye kaybolur giderdi.

Gelelim ayrıntılara...Vampire Knight Serisi Matsuri Hino'nun aynı adlı mangasından Vampire Knight ve Vampire Knight Guilty adlarıyla animeye uyarlanan iki sezonluk bir yapım. Hayli geniş bir hayran kitlesince takip edilen animenin Vampire Knigt Destiny adı ile lanse edilen bir üçüncü sezonu daha olacağı duyrulmuştu. Bu süreçte Manga halen devam ediyordu. Söylentinin üzerinden kaç yıl geçti bilemiyorum. Manga sona erdi ama tüm beklentilere rağmen serinin yeni sezonuna dair hala ses seda yok. Şimdi seriden kısaca bahsedeyim. Her ne kadar çok şey anlatmak istesem de meraklıları için ağız tadında bir seyir olması adına kendimi tutup Spoiler vermekten mümkün oldukça kaçınmaya çalışacağım. Cross Kaien tarafından kurulan Cross Akademisi gece ve gündüz olmak üzere eğitim veren bir okuldur. Siyah okul üniforması giyen gündüz öğrencileri sıradan insanlardan oluşurken beyaz kıyafet giyen gece öğrencilerinin tamamı vampirlerden oluşmaktadır. Yaydıkları koku ve ölümsüzlüklerinin getirdiği çekici fiziksel özellikleri dolayısıyla gece öğrencileri günüz öğrencilerinin kıskacı altındadır. Müdür Coss'un on yıl önce evlat edindiği Yuki ile anne babasıyla birlikte ikiz erkek kardeşini bir vampir saldırısında kaybettikten sonra kimsesiz kalan Kiryu Zero ise gardiyanlık görevini yapmakta ve gündüz öğrencilerinin zaman zaman taşkınlığa varan iletişim çabalarını ve kan içmek yerine tablet kullanma eğiliminde olan gece öğrencilerinin anlık dikkatsizliğiyle oluşabilecek sorunları engellemekle görevlidirler.

Yuki animelerin genelde çekilmez bulduğum karakter türlerinden çocuksu, sinir bozucu, sevimli küçük kız tarzında. Hayatı, on yıl önce bir vampir saldırısına uğradığı karlı gece ve Kuran Kaname tarafından kurtarıldığı anısıyla başlıyor. (Adının anlamı da kar) Ondan öncesi ise geçirdiği hafıza kaybı nedeniyle karanlıktadır. Kuran Kaname'ye karşı duyduğu minnettarlıkla yoğrulmuş aşk  hissi zaman zaman Zero nedeniyle karışmaktadır. Kiryuu Zero ise vampir avcısı bir aile mensuptur. Safkan bir vampirin saldırısı sonucu annesini, babasını ve ikiz erkek kardeşini kaybetmiş, olayda sadece kendisi sağ kalmıştır. Tıpkı Yuki gibi Cross Kaien tarafından büyütülmüştür. Yaşadığı büyük kaybın travmasına göğüs geren Zero vampirlerden ölesiye nefret etmektedir. Bu nedenle aile mirasını devam ettirmek üzere avcı kimliğini üstlenmekte tereddüt etmez. Vampirlere zarar veren Kara Gül isimli bir tabanca kullanır. Ayrıca herkesten sakladığı ve içten içe savaş verdiği büyük bir sırrı vardır.

Gece sınıfını oluşturan vampirler ise kendi aralarında bir takım seviyeler ayrılmış haldedir Level A (A Seviye), sayıları çok az ancak vampir toplumunda gücü elinde tutan ve safkan (pureblood) olarak adlandırılan gruptur. Safkan Kuran ailesi asillerin oluşturduğu Vampir konseyinin de liderliğini üstlenmiştir. Ölümsüzlükten kaynaklanan genetik yapıları nedeniyle safkan aile bireyleri birbirleriyle evlenebilirler. Çocuk sahibi olabilirler. Level B (B Seviye), ileri derece güçlere sahip olan, aristokratik yapıda diyebileceğimiz soylu vampirlerden oluşur. Level C (C Seviye) ise asil soylu olmayan  sıradan vampirlerden meydana gelmektedir. Level D (D Seviye) Level A yani safkan vampirler tarafından ısırılıp vampire dönüşen insanların oluşturduğu gruptur. Tüm gruplar arasında en içler acısı seviye ise Level E'e aittir, Bunlar kan içmeyi reddeden ya da dönüşüm evresinde kan arzusuyla çıldırarak kontrolden çıkan insanlardan oluşur. Sıradan insanların dünyasında varlıkları sır olan vampirler için de bir tehdit olarak görülürler ve genelikle onlar tarafından yok edilirler.

Safkan Kuran ailesinin oğulları Kuran Kaname, Cross Akademisi'nde sınıfın ve gece öğrencilerinin ikamet ettiği Ay Yatakhanesinin başkanıdır. Ona yakın olan ve biri hariç tümü B Seviye asil soydan gelen grup kısaca şöyle: Takuma Ichijou başkan yardımcısıdır ve büyükbabası vampir konseyindedir. Hanabusa Aidou ve Akatsuki Kain kuzendirler. Aynı odayı paylaşırlar. Geçmişte bir kez kan arzusuna yenik düştüğünde Kaname'nin kanını içtiği Ruka Souen, Kaname'yi tek taraflı olarak sevmekte Akatsuki Kain tarafından sevilmektedir. Senri Shiki bir diğer safkan vampirdir ve Kaname'nin kuzenidir. Rima Touya'yla bir model olarak çalışır.

Bu arada sonunda kitapçı raflarında az da olsa manga görebilmek fazlasıyla sevindirici bir haber oldu benim için. Vampire Knight da bu mangalardan biri. "Vampir Şövalye" adı ile 11.cilde kadar yayınlanmış. Türkçe manga okumak isteyenler için güzel bir gelişme. Yalnız biraz pahalı geldi. 13 tl satış fiyatıydı.

Magic Knight Rayearth (Sihirli Şövalyeler)

Clamp'in elinden çıkan serilerde karakterler genellikle estetik ve zariftir. Erkeklerde de aynı ince kadınsı (Bishonen) yapıyı görürsünüz. Yapım şirketinin ilk ve en iyi çalışmalarında biri olan Magic Knight Rayearth'ı  ilk kez Show Tv'de daha sonra  tekrar furyasının devam ettiği sıralar su an yayın hayatında yer almayan BRT ekranında izleme imkanı bulmuştuk. Seri o zamana kadar izlediğim animelerle birlikte sahip olduğum 90'lı yılların "iri gözlü, ince, uzun ve zarif" genellemesini yıkmış ve özellikle orantısız beden yapısı ve sert çizgileriyle beni hayli ters köşe etmişti. Hatta bu bir anime mi ki diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ayrıca açılış müziği de kulak tırmalayıcı sayılabilecek rock tarzıyla bildiğimiz anime şarkı standartlarının dışındaydı. O günün şartlarında kanalda birilerinin bilinçli tercihiyle mi yoksa es kaza mı alınmıştı bilmiyorum kesinlikle iyi bir seçimdi.

Gelelim konusuna...Üç ayrı okula mensup ve birbirlerine yabancı üç kız, Hikaru Shidou, Umi Ryuuzaki, Fuu Hououji Tokyo Kulesi gezisine gelmişlerdir. Erkeksi ve çocuksu tavırlarıyla alev saçlı Hikaru kule dürbünü ile etrafı izlerken sınıf arkadaşları diğer okullardan gelen öğrencileri izlemekte ve yorum yapmaktadır. Sonra aniden etrafı saran ışıkla orada bulunan herkes adeta kör olur. Kalabalığın içinde sadece Hikaru, Umi ve Fuu efsanevi Sihirli Şövalyeleri Cephiro'yu kurtarmaları için yardıma çağıran duru bir ses  duyar ve altın saçlı güzel bir kızın silik silüetini görürüler. Ayakları yerden kesilir ve boşluka bir süre asılı kaldıktan sonra adete üzerine döküldükleri uçan bir balık sayesinde yara almaksızın kendilerine tamamen yabancı bir dünyaya gelirler. Başlarına gelenlere bir anlam veremezler.

Dev sevimli balıkla kolayca iletişim kuran meraklı ve kıpır kıpır Hikaru ortamı benimsemiştir. Şüpheci ve biraz kendini beğenmiş görünen Umi'nin aksine Fuu da yapıcı ve ılımlıdır. Kısa tanışma faslını sonrası farkederler ki her üçü de aynı yaştadır. (Bu Fuu ve Umi'yi hayli şaşırtır çünkü Hikaru'yu ilkokul öğrencisi zannederler.) Umi sizlerini anlayan balıktan kendilerini eve götürmesini ister. Ancak bu istek yaratığı çağıran bir erkek sesi tarafından yanıtsız bırakılır. Tuhaf kıyafeti ve elinde taşıdığı asasıyla karşılarında duran Cephiro'nun Baş Büyücüsü Clef kısaca ülke efsanesinde yeraldığı üzere Sihirli Şövalyelerin Rün Tanrılarını uyandırarak tutsak halde bulunan Prenses Emeraude'u kurtarmadıkları sürece geri dönmelerinin imkansız olduğunu belirtir. Şu anki çekirdek Prenses Emeraude ise günün birinde başrahip ve sağ kolu olarak nitelendirebilecegimiz Zagato tarafından kaçırılmış ve tutsak edilmiştir. Çekirdeğin dualarından mahrum kalan Cephiro ise artık korkunç bir yıkım ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Zagato - Emeraude ve Sihirli Şövalyeler
Umi herhangi bir biçimde dahil olmadıkları bir konuda birşey yapmaya istekli değildir ve Clef'in sözlerine şiddetle karşı çıkar. Ancak başka seçenekleri olmadığını anlamaları uzun sürmez ve en azından bir süre Clef'in rehberliğinde yola devam etmeye gönüllü olurlar. Başlangıçta herbiri içlerinde saklı büyüyü ortaya çıkaracak türden kendilerini sınayan ve her defasında güçlerini, Clef tarafından verilen zırhlarını ve silahlarını geliştiren bir sürü olay yaşayacak ve karşılarına çıkan düşmanla mücadele ederken en başında sadece basit bir özgürlük ve eve dönüş macerası olarak gördükleri bu yolculuk yüzleştikleri asıl gerçekle birlikte kalplerinde derin bir sızı ve hayal kırıklığı ile sona erecek ve üç kız amaçlarını hatta kendilerini sorgular hale gelecektir.

Serinin 2. sezonu da bence ilk sezon kadar başarılı. Hikayeye katılan yeni karakterler Şövelye Lantis, Autozam Komutanı Eagle. Cizeta Prensesleri Tata ve Tatra ile Fahren Prensesi Aska'nın yanı sıra (Bu sonuncusu bence en çekilmez ve gereksiz olanı) ilk sezonun pekçok karakterini yeniden görmek mümkün. Bir kez daha Cephiro'ya dönen ama nasıl döndüklerini anlayamayan Sihirli Şövalyeler Hikaru, Umi ve Fuu hayatlarını adayacak kadar sevdikleri büyülü evrenin yine yıkımın eşiğinde olduğunu ancak bununla birlikte üç farklı ülke tarafından da ele geçirilimek üzere kuşatıldığını öğrenirler. Ayrıca Hikaru'yu tehlikenin merkezine çeken ve gölgelerde gizlenen daha büyük bir tehlike vardır. Yani şimdiki mücadeleleri hem istilacılara hem de bu gizemli tehdide karşı olmak zorundadır. Anime, Shojo türünün en iyi örneklerinden biri. Ayrıca 2. sezon kahramanlarımız için daha fazla romantizim barındırıyor.

Hikayenin tamamını anlatmayı çok istesem de  izleme zevkine gölge düşüreceği için kısaca büyülü Cephiro evreninden bahsetmeye geçeceğim. Bu evrende insanlar ve türlü çeşit sihirli yaratıklar birarada uyum içinde yaşamaktadır. Fantastik evrende yaratıkların dışında büyü kullanıcılarının yanısıra kılıç kullanan savaşçılar vardır. İradesi herkesinkinden çok daha güçlü olan  ve Çekirdek / Temel Taşı (Hashira) olarak adlandırılan kişi, tüm kalbi ve ruhuyla kendini sadece ve sadece Cephiro'ya adamakta, dualarıyla ülkenin huzur ve mutluluğunun devamlılığını sağlamaktadır. Yaş,cinsiyet ya da ırk ayrımı olmaksızın çekirdeği Cephiro'nun kendisi belirler. Seçilen için sorumluluğunu yerine getirmekten başka seçenek yoktur. Bu Cephiro'nun kanunudur.

Hikaye sağlamlığı ve kısa-öz yapısıyla 1995 yapımı Magic Knight Rayearth hala tekrar ve tekrar keyifle izlediğim animlerden biridir. Özellikle romantik öğeler sözkonusu olduğunda pekçok seri bende koca bir boşluk hissi bırakıyor. Bu anlamda Rayearth'ın Clamp'a mensup manga çizerine doyurucu senarosu için minnetarım. Bana göre artık günümüzde yapılan nerdeyse hiçbir anime tekrar izlenebilir hissi uyandırmıyor. Zaten bu yönü güçlü değilse bir anime "benim açımdan" başarılı değildir. Son olarak seri için hazırlanan orijinal soundtrackt'ler ve single'lar da fazlasıyla başarılı.

Şarkı sözleri için  Tıklayın