5 Mart 2013 Salı

Eskilerden Günümüze Anime'nin Türkiye'deki Serüveni

 
    Hatırlatma: Blogtaki tüm yazıları blog sahibine aittir. Emeğe saygı gösteriniz ve eğer kendi sitenizde vs kullanacaksanız yazılar için lütfen alıntı yaptığınız belirterek blogu link gösteriniz.

Türkiye'de japon çizgi filmi denince hatıra gelen ilk yapım hiç şüphesiz 1980'de yayınlanan Şeker Kız Candy'dir. Pek çoğumuz O'ndan sonra yayınlanan her çizgi filmi "Şeker Kız Candy'ye benziyor" diye tanımlardık. Duyabildiğimiz kadarıyla şarkılarını söylerdik. Böylece ilk anime tanımlamalarımız da oluşmuştu. (Bu arada iinternetteki resimlere aldanıp Candy'yi orada görülen kalitede sanmayın. Günümüz şartlarında çok izlenesi bir seri değil artık.) Japonlar küçük gözlüymüş ve büyük göz hayranı oldukları için bu tip çizgi film karakterler yapıyorlarmış cümlelerini duymayan yoktur herhalde. Bana göre o zamanlar bile saçma gelen bir açıklamaydı. Ama esin kaynağının disney olduğunu öğrenince adam akıllı şaşırmıştım. O zamanlar TRT, drama tarzındaki bu animlerin ulaştığı beğeniyi gözardı etmedi. Sonraki yıllar Candy'i anımsatan tarzı nedeniyle yayınladığı Lady Lady, Lady Oscar, Lady Georgie, Alpen Rose, Hello Sandy Bell, Hana no Roku Lun gibi yapımlarda öne çıkan tüm ana kız karakterler Candy gibi sarı saçlı idi. Hepsi için kullandığımız yegane tanım Candy'e benzeyen çizgi filmdi doğal olarak. Yayın saatlerinde sokaklar boşalır, kuzu kuzu evlerimize giderdik. Editörü olduğum bir siteden mailime ulaşan bir anime-sever annesinin bir zamanlar TRT'de izlediği ama sonunu bir türlü öğrenemediği Candy hakkkında bilgi verip veremeyeceğimi sormuştu. Yapabildiğim ölçüde hikayeyi anlatmıştım. Doğrusu dönüp bakınca cidden uzun zaman geçmiş. Bir dönemin şanslı neslinden sayıyorum kendimi. Tek kanallı zamanlarıdan geldik ama herkese hitap eden o yayınlar fazlasıyla doyurucuydu.

Doğrusu dönüp bakınca cidden uzun zaman geçmiş. Bir dönemin şanslı neslinden sayıyorum kendimi. Tek kanallı zamanlarıdan geldik ama herkese hitap eden o yayınlar fazlasıyla doyurucuydu. Çocukluk yıllarımda izlediğim animeler ve 90'lı yıllar çok farklıydı. Pazar günü western sinemalarını bile ailece izlerdik. Aynı şey tv programları, diziler ya da çizgi filmler için geçerliydi. Anime diye bir kavramın bilinmediği o dönemlerde çizimleriyle dikket çeken iri gözlere sahip karakterlerin doldurduğu ve her gün konusunu sadece bizim değil anne babalarımızın da takip ettiği 25 dakikalık maceraları yaşayabilmek adına şahsen ben mahallemdeki pekçok çocuk gibi oyun oynayabileceğim bir saate evimin yolunu tutar ve bundan hiç de şikayetçi olmazdım. Şeker kız Candy'nin ya da Georgie'nin bitmek bilmeyen dramı ve Zentraldi saldırısı altındaki dünyayı kurtarmaya gönüllü Rick Hunter'ın ünlü bir yıldız olma hayalleri kuran uçarı kız Minmay'in peşinden koştuğu Robotech arasında konu yelpazesi giderek değişen o yapımları izlerken adım adım zevklerimiz de renklenir oldu. Eskiler neden güzeldi? Kanal seçeneği yoktu belki ama yayınlarda herkese hitap eden birşeyler vardı. Sonra zaman geçtikçe animeler de yozlaştı. Artık şöyle zevkle oturup sonuna kadar izlemeye değer birşeyler bulamıyoruz. Eskiler de olmasa geriye ne kalırdı ki seyirlik?

Bbg evi ve türevleri neyseki sona erdi. Ne kabus bir dönemdi... Her kanalda ayrı bir popstar yarışması türemiş, beğeniden uzak acayip tipleri ve yorumlarını izlerken kriz geçirir hale gelmiştim. Aslında mecbur kalmadıkta uzağında durdurdum zaten. Özellikle şarkıcı seçen o garip programlar insanın tahammül sınırlarınız zorlar nitelikteydi. Gerçi o tuhaf yarışmaların benzerleri hala devam ediyor ama neyseki birden fazla kanalda yayınlanmıyor. Asmalı Konağa karşı o hafta için tv'de yayınlanan bir sinemayı izlemek istediğim için ünivesite okumaya gelmiş ama beyni bezelye kadar gelişmemiş bencil ve terbiyesiz bir oda dolusu insanla karşı karşıya gelip hayli seviyesiz ve sevimsiz bir laf dalaşına sürüklenmek istenmiş, sabrımın sınırlarını zorlamıştım. Sabahın 06:30'nda Rurouni Kenshin izlemek için sessiz sessiz odamdan süzülüp bir fincan sıcak kahve ile tv odasında soluğu alır ve kimi zaman da tv başında çizgi film izlerken yurt ahalisine yakalanırdm. O zamanlar ekranlarda yine az da olsa anime görmek mümkündü.

Şimdilerde bunca kanala rağman siz de benim gibi Tv'de izleyecek birşey bulamayanlardan mısınız? Sıradan ve biribirini tekrar eden programlar fazla seçenek sunmuyor. Bir program beğeni kazanınca sanki 75 milyonun tümünü kapsamak zorundaymış gibi diğer kanallarca tekrar ediliyor ve adeta izlenmesi için dayatılıyor. İnsanın böyle zamanlarda şahsi bir arşiv oluşturabilmesi bu anlamda bir nimet. En azından şiddet içeren çizgi filmler ekranlardan uzaklaşmış gibi gözüküyor. Bir zamanlar bu anlamda kaliteli ve çeşitli program örnekleri veren TRT dahi eskiden sunduğu bazı yapımlar için yeni lisans antlaşmaları imzalanacağını vaadetmesine karşın sessizliğini koruyor. Ekran sayısını arttırmasına ve hatta bir çocuk kanalına sahip olmasına rağman eski kalitesini aratıyor ve yeni neslin artan ilgisini görmezden gelip anime yayınına kayıtsız kalmayı sürdürüyor. Burada en önemli etken hiç şüphesiz ülkemizde var olan genel kanı doğrultusunda "çizgi filmleri çocuklar içindir" yayın anlayışının aradan geçen yıllara rağmen değişmeyişidir.

80'Lİ YILLARA TÜRKİYE'DE ANİME

Türkiye'de japon çizgi filmi denince hatıra gelen ilk yapım hiç şüphesiz 1979'da yayınlanan Şeker Kız Candy idi. Pony Evi isimli bir yetimhanede büyüyen Candy'nin dramatik hikayesi varlıklı Leagan ailesi tarafından istendiğini öğrenmesi ile başlıyordu. Candy bir evi olacağı ümidiyle çıktığı hayat yolculuğunda umduğunu bulamıyor ve hayli zorbaca sayılacak davranışlara maruz kalıyordu. Ancak bir süre sonra tüm hayal kırıklığına rağmen yine aynı çevreden Audrey ailesine mensup Anthony, Alistair ve Archibald ile tanışıyor ve üç delikanlının yakın ilgi ve koruması ile nisbetten daha rahat zamanlar geçiriyordu. Dönemi açısından ve elbette çizgi film olarak hayli şaşırtıcı sahneler içerdiği düşünülürse TRT'nin sansürüne uğramış olması da muhtemeldi. Pembe dizi hikayelerini aratmayan konusu ve uzunluğu ile o dönem jenerasyonu çocuklarının yanı sıra yetişkinlerinin de hafızasında yer etti. Yapım Japonya'da sürerken manga çizeri ve senaristi arasında meydana gelen anlaşmazlık ikili arasında uzun süre devam eden hukuk savaşına dönüşerek mahkemeye taşınmış en nihayetinde Candy Candy serisi 115 bölümle sona erdi. Sonraki yıllar ülkemizde özel kanallar bu animeyi pek çok kez tekrar etmişse de mahkeme süreci nedeniyle TRT haricinde hiçbir yer sonuna kadar yayınlamadı.


1984 yılında TRT'de gördüğümüz bir diğer anime Georgie idi. Avusturalya'da geçen öyküde Butman ailesi tarafından bulunan ve büyütülen Georgie, serpilip güzelleştiğinde önce Sidney'e gelen Londralı yakışlı soylu Lowell'a aşık oluyor ardından da iki ağbeyi tarafından sevildiği anlıyor ve aslında bir sürgünün kızı olduğu gerçeği ile yüzleşiyordu.Yayınlandığı yıllar için hiç şüphesiz hayli cesur sahneler içeriyordu. TRT sansür ilkesi özellikle -çizgi filmlerin çocuklar için yapıldığını düşünen bir ülkede- kesinlikle doğru bir mekanizma idi. 90'lı yıllarda Show Tv'nin sansürsüz yayınladığı sahneler hayli şaşkınlık yaratmıştı. Ülkemizde Marmara depreminin yaşandığı 1999 yılı Georgie'yi bu kez yine bir TRT kanalı olan TRT 2 kanalında tekrar izleme fırsatı bulmuştuk


80'ler ülkemizin TRT'nin sayesinde dev robotlar ve uzay gemilerinin savaşlarını konu alan bilimkurgu yapımlarla tanıştığı yıllardı. Voltron, Laserion, Robotech gibi anime bilmkurgu dizilerin yanında 2000'li yıllarda televizyon serisi halinde yeniden yapılan Baldios, Cybor 009 gibi sinemalar o dönem ekranlarda yer aldığında sadece çocuklar değil büyüklerce de beğeniyle takip edilmekteydiler. ABD'nin yayın haklarını satın aldığı Robotech'te, Zentraldi saldırısı alltındaki insanoğlu Macross adı verilen dev uzay gemisi ve pilotlarının mücadelesine tanık oluyor ve bu pilotlardan biri Rick Hunter tarafından kurtarıldığında kaçınılmaz biçimde O'na aşık olan Lynn Minmay galaksiler arası üne kavuşurken söylediği ingilizce şarkılarla iki düşman ırkı da barışa kavuşuyordu. Bu arada Robotech, ülkemizde ciddi bir hayran kitlesine erişirken anavatanında Macross adıyla devam etmiş, sayısız yan seri ve sinema ile takibi zor bir uzunluğa ulaşmıştır.



TRT, günümüzde animenin en büyük ustalarından biri kabul edilen Oscarlı Yönetmen Hayao Miyazaki'nin de ekibinde yer aldığı Nippon Animation şirketinin yaptığı ve çocukluğumuzda bir çoğumuzun kitaplarını okuduğu, Heidi (Alp no Shojo Heidi), Pollyanna (Polyanna Monogatari) Anne of Greengables (Akage no Anne), Marco (3000 Leagues in Search Of Mother Romeo), A Dog Of Flanders (Flander's no inu), Little Princess Sara, Little Woman, My Dady's Long Legs (Watashi no Ashinaga Ojisan) Ashita no Nadia gibi sevilen çocuk klasiklerinin büyük bölümünü ekranına taşımıştı.


Ayrıca yine Remi: Nobady's Boy (Le Naki Ko Remi), Lady Oscar (Versailles no Bara), Lady Lady, Hello Sandy Bell (Çiçek Kız), Hana no Ko Lun Lun (Cici Kız), Kinpatsu no Jeanie, Treasure Island, Mahou Shoujo Chikkuru, Paris no İsabelle gibi bir çok animeyi izleyicilerin beğenisine sunmuştu. Şimdi bakınca anlıyorum ki o zamanlar izleyicilerin taleplerini gözardı etmeyen bir yayın kanalıymış.


90'LI YILLARDA TÜRKİYE'DE ANİME

90'ların başında konuları kaliteli ve uzun soluklu yapımların üretildiği Japonya'da aynı zamanda anime tarzındaki belirgin değişimin başladığı yıllardır sanırım. Ülkemizde ise TRT sayısı azalsa da Susam Sokağı'nın da dahil olduğu Tatil Ekranı adlı çocuk kuşağında yarım kalan Portakal Yolu (Kimagure Orange Road) ile dram ve romatizm yüklü öyküler içeren Dağ Gülü (Alpen Rose), Köstebek Kardeşler (Mock and Sweet), Küçük Prenses (Little Princess Sarah) gibi anime örneklerini sunmaya devam ediyordu.



Aynı dönem önce Star Tv'nin ardından Show Tv ve Kanal D yayın hayatına adım attılar. Show Tv Hello Sandy Bell (Çiçek Kız), Tatlı Cadı (Mahoutsukai Sally), Aoiki Densetsu Shoot, Goal gibi çoğu TRT'de yayınlanmış animelerin yanında ilklere de yer verdi. Clamp yapımcılığa ait farklı tekniği ile dikkat çeken fantastik türdeki Magic Knight Rayearth'ın tamamını, basketbol temalı ve komedi tarzındaki Slam Dunk ile Japonya' da yayınlanan ve hala devam eden en uzun soluklu serilerden biri olan polisiye tarzındaki Dedective Conan'ın bir kısmını yayınladı. Yeni anime tarzı artık bu yapımlarda kendini belli ediyordu. Sözgelimi o zamanlar alışık olmadığımız nitelikte çizgileri, mavi ya da yeşil gibi festival havasındaki rengarenk saçları kabullenmekte zorlanmıştım. (Şimdiki animelere bakınca o günleri mumla arıyorum tabii o ayrı:)



Kanal D açıldıktan kısa bir süre sonra Türkiye'de çizgi filme bakış açısını değiştirecek nitelikte farklı bir yapımı, uzay soap operası tarzındaki Legend of The Galactic Heroes'un ilk sezonunu, yayınladı. Serinin devamı yapım aşamasındaydı ve sonraki yıllar pek çok yapım gibi ne yazık ki O da devam etmedi. Tumbellina, Kaze no Naka no Shoujo Kinpatsu no Jeanie, Kaptan Tsubas, Little Men: Jo's Children'ın yanı sıra Candy Candy gibi tekrar yapımlar ile yine Red Baron ve Monster Ranger, bu kanaldaydı.

Şimdi yayın hayatında yer almayan Kanal 6'da eski animelerden Lady Oscar ve Deity (God Mazinger), Ctv'de Mahou no Creamy Mami, HBB'de Dolbuk'u izlemiştik. Star Tv'de ise abartı sayılacak tekrarlarla Srikets (Ashita no Frikik) ekranlardaydı ama nedendir bilinmez hep yarım kalırdı. Sonuna kadar da sanırım çok az sayıda yayınlandı. Doksanların sonu ile ikibinli yılların başı fantastik yapımların birer ikişer öne çıktığı yıllardı. TRT, Sihirli Kurdela (Himechan No Ribbon) ve Tılsımlı Gelinlik (Wedding Peach)'in tamamını, Star Tv One Piece'in, ATV'de ise Sailor Moon ve Dragonball'ın bir kısmı yayınlandı.



2000'Lİ YILLARDA TÜRKİYE'DE ANİME

2000'li yıllar animenin televizyon kanallarında kısır döngüsü halini aldığı zamanlardı ve hala da durum değişebilmiş değil aslında. Milenyumun başında, bir kısmı yerel olmakla birlikte, özel kanalların sayısı yüzü aşmış durumda. Ancak anime seçiciliği diye bir kavram neredeyse kalmadı. Gariptir ki Amerika ve Avrupa'da yayında iken sakıncalı görülüp kaldırılan Pokemon ülkemizde bu gerçek gözardı edilerek ekranlarda yer aldı. Onunla başlayan furya Yu-gi-oh ve Digimon'la sürdü. Zararları tartışılırken özel kanallar alternetif aramak yerine ekranlarda boy gösteren bu tuhaf yapımları biribirlerinden alıp yayınlamayı tercih ettiler. Böylece yarı fantastik ve garip yaratıkların savaştırıldığı -çocuklara yönelik- ama aslında onlara hiç uygun olmayan yapımlar biribirini izledi. Bu süreçte Star Tv içeriği biraz sakıncalı da olsa -makul bir dublajla kamuflaj uygulayarak- bir diğer Clamp yapımı Card Capture Sakura'yı, Kanal D ise anime takipçilerini şaşırtarak iki başarılı yapımı ekrana taşıdı. Bunlar dünyada dört bölümlük Oav Samurai X ile büyük beğeni toplayan uzun soluklu televizyon serisi Rurouni Kenshin:Legend of the Kyoto ve Taiho Shichauzo (Hızlı Polisler) idi.



TRT'nin tercihi ise Sailor Moon'dan yanaydı ve izleyici kitlesinin fazlalığı göz önüne alındığında kesinlikle doğru bir karardı. Ancak seçimi yapanların iki yüz bölümlük bu anime ile ilgili gözden kaçırdığı birkaç ayrıntı vardı. 3. sezonunda eş cinsel eğilimli iki karakter ile 4.sezonunda da erkek iken savaşçıya dönüştüklerinde kadın olan 3 diğer karakteri barındırıyordu. Öyleki dublajı yapan sanatçılar kadın mı erkek mi hangi sesin kalıcı olması konusunda karar verirken zorlanmışlardı. Bu yüzden TRT genelde ekrana taşıdığı serileri sona erdirme ilkesine sahip tek kanal olmasına rağman hayli geçerli görünen sebeplerle Sailor Moon'u yarım bıraktı. Ancak yurtdışı da dahil olmak üzere serinin devamı için yoğun talep gelince duruma kayıtsız kalamadı. Böylece ATV'nın yetmişli bölümlerden sonra devam etmediği kısımlar da dahil tüm bölümler zaman zaman küçük sansürlere maruz kalsa da ekrana geldi. TRT'nin yayınladığı diğer animeler ise şunlardı. Puchipuri Yuice, Bottle Fairly Sugar'ın yanı sıra Miyazaki'nin ekol haline gelen anime sinemanın en iyi örnekleri arasında sayılan Kiki Deliver Service, Laputa Castle in the Sky, Oscar ödüllü Spirit Away ve kendisi gibi anime yapımcısı oğlu Goro Miyazaki'nin fantastik kurgu serisinden uyarladığı Yerdeniz Öyküleri (Gedo Senki).


Animeler konusuda en beklenmedik ve umut vaadedici çıkışı yapan hiç şüphesiz MTV müzik kanalıydı. Orijinal dilinde ve Türkçe altyazıyla ekrana getirdiği animeler tıpkı ABD'deki Adult Swim çizgi film kuşağında olduğu gibi akşam saati başlıyordu. Basilisk, Samurai Champoo, Helsing, Last Exile gibi türünün iyi örneklerinden yayınladığı animeler Türkiye için ilk bakışta bir devrim sayılacak türdendi. Ancak yayınlara gereken özenin gösterilmeyip bölümlerin tekrar edilmesi, animeler arasında yorumcu sıfatıyla ekranda konuşmaktan aciz, üç şahsiyetin sohbet etmeye çabalayışı insanı canından bezdirecek ölçüde rahatsız ediciydi. (Yapılan işe ve emeğe saygım sonsuz ama seçim cidden kötüydü.) Kanalın internet sitesinde duyurulan ya da izleyicilerin özlemle beklediği yeni yapımlar da bir türlü gelmedi.



2010 yılında Yumurcak TV'nin yeni yapım animelerden iki iyi seçimi Kaze no Shojo Emily ve Remi: Nobady's Boy's ile bir Sefiller uyarlaması Les Misarebles: Shojo Cozette'in kaçıncı olduğunu anımsayamadığım ölçüde tekrar ederek yayınlıyordu. (Çizgi film yayınlayan kanalların sayısı artınca ekranda anime görebiliriz umudumun filizlendiği o dönem, Trt ile beraber Yumurcak Tv'ye -bu iki animeyi de içeren birkaç anime önerisinde bulunduğum- birer mail atmıştım. Yumurcak yayıncıları bu maili dikkate alarak mı seçim yaptılar bilemiyorum ama ekranda her iki önerimi de görünce hayli şaşırmıştım. Tabii kanalın tarzı düşünülecek olursa ekrana taşıyabileceği anime türü Nippon Animation'un klasiklerinden ötesi olmazdı sanırım:) Her kanalın yayın ilkesi doğrultusunda yaptığı seçimlere saygım sonsuz.Artık animelerde işlenen konuların ahlak ölçütlerimizi zorladığı da bir gerçek. Ancak Kaze no Shojo Emily'de Elise olarak yazılan karakteri Japonca'da L yerine R kullanıldığı için Japonlar orijinal Japon seslendirmesinde "İruze" diye verirken kanalın okunuş hatasıne düşüp Elise'yi İruze şeklinde seslendirmesi çok garipti. Ayrıca ne de olsa çizgi film sadece çocuklar izler mantığı da devam ediyorken yetişkinlerin beklentileri ve ayrıntılara dikkat edebileceği gerçeği de her zamanki gibi gözardı edilmiş olsa gerek. Herhalde birileri bu konuda bilgi sahibi de değildi muhtemelen. Aynı dönem Kanal 7 ise Gakuen no Alice'i, TNT de yine bir Pokemon türevi gibi gözüken Bakugan'ı izleyicisine sunmuştu. Bu süreçte TRT ise eskiden yayınladığı bazı animeler için lisans antlaşması yapıp bazılarını yeniden yayınlayacağını duyursa da bu sözler laftan öteye gidemedi.
                            
Bir iki sene önce yayın hayatına başlayan KIDZ-ANIMEZ kanalı ekranlarda anime görebilmeyi isteyen izleyiciler için yeni bir umut oldu. Heidi gibi bazıları hariç Deltoro Request, Full Metal Alchemist, D.Gray-man, Death Note, Ghost in the Shell: Stand Alone Complex, Bleach, Naruto gibi birçok animeyi orijinal dilinde ve Türkçe altyazılı olarak izleyiciye sunarken gelecekte kült yapımlar görmeyi bekleyen izleyiciye umut vaadediyordu. Ancak ne yazık ki Sailor Moon ya da D.Gray-man gibi uzun bölümlü animeleri ilk sezonlarıyla sınırlaması büyük bir kayıp oldu. Umarım özellikle diğer kanallarca yayınlanma ihtimali pek de mümkün gözükmeyen uzun soluklu serileri bu ekranda görebiliriz. Ancak nedendir bilinmez ama yayın akışını da uzun süredir güncellemiyor.



18 yorum:

Adsız dedi ki...

Türkiye'de genelde çocuklara yönelik animeler verilirdi. Atlamışsınız ama ben ekliyim yetişkinlere yönelik ilk animeleri Sinek TV (S'nek TV) verdi. Ergo Proxy, Gungrave, Samurai Champloo ve Tenjō Tenge'ydi. Bu animeler daha sonra Cine5'in kardeş kanalı Maxi TV'de başladı. Bu kanalda cemaatcilere satılınca çizgi film kanalı olmaktan çıkıp satış kanalına döndü. Ardından MTV Türkiye Basilisk, Hellsing, Samurai 7, Last Exile ve Naruto'yu yayınladı. Bu kanalda el değişince eski sahipleri Kidz TV adında bir kanal açtılar. MTV Türkiye'deki anime kuşağı Animez adıyla bu kanala geçti ve buradaki animeler bu kanalda devam etti. Ardından bu Animez gelişti ve Bleach, D. Gray-Man, Fullmetal Alchemist, Sailor Moon gibi serileri verdi. Fakat niyeyse sonra yayın saati kısaltıldı ve sadece 21:30 ila 23:00 arası yayın yapmaya başladı. 21:30'danö öne de bu kanal Kidz TV olarak Digimon, Heidi gibi seslendirilmeli animeler verdi.

2010 yılı ve sonrası animeler;
TRT Çocuk
Arabian Nights: Sinbad's Adventures - Sinbad

Star TV
One Piece - Lastik Çocuk

ATV / MinikaGO
Beyblade: Metal Fusion
Beyblade: Metal Masters
Beyblade: Metal Fury
Beywarriors: Beyraiderz
Beywheelz
Beyblade Shogun Steel
Ginga e Kickoff!- Victory Kickoff
Monsuno
Tenkai Naito - Tenkai Şövalyeleri

Show TV / JOJO
King Of Cards
Tai Chi Chasers - Tai Chi Avcıları
Yu-Gi-Oh!
Yu-Gi-Oh! GX
Yu-Gi-Oh! 5D's
Yu-Gi-Oh! Zexal

Disney Channel / Disney XD
Doraemon
Pokemon

TNT / Cartoon Network
Bakugan

Nickelodeon
Monsuno

MTV Türkiye
Basilisk
Hellsing
Last Exile
Naruto
Samurai 7

Kidz TV ~ Kidz-Animez
Basilisk
Bleach
D. Gray-Man
Darker than Black
Death Note - Ölüm Defteri
Deltora Quest
Digimon Xros Wars - Digimon Fusion
Fullmetal Alchemist
FMA: Brotherhood
Ghost in the Shell: S.A.C.
Gon
Heidi
Hellsing
Last Exile
Mitsubachi Māya no Bōken - Arı Maya
Naruto
Sailor Moon - Ay Savaşçısı
Samurai 7

Samanyolu TV / Yumurcak TV
Emily
Kaptan Tsubasa
Jang Geum's Dream - Janggeum'ın Rüyası
Shoujo Cossette- Sefiller
Son Mohikan

Cine5
B-Daman Efsanesi
Transformers Armada

Planet Çocuk
B-Daman Efsanesi

Smart Çocuk
Jungle Book Shōnen Mowgli - Ormanın Kitabı
Kaptan Tsubasa

Türkmeneli TV
Pokemon

M. Enes dedi ki...

Robotları kontrol eden çocukların yer aldığı 2000'li yıllarda yayımlanmış anime biliyormusunuz? Çocukluk hatırası benim için bulmaya çalışıyorum ama nafile...Bu listenizde de bulamadım.

Princess Emeraude dedi ki...

Biraz daha aydınlatıcı bilgi verseniz mesela karakter ismi gibi belki yardımcı olabilirim.

Merve Alçı dedi ki...

merhabaaa
ay savaşçısından sonra bir ara bi anime daha yayınlamışlardı. krallıklar vardı. bu krallıklardan prensesleri toplayıp bir okulda eğitilirken başlarından geçenler vardı. hayalet prenses, güneş prensesi gibi adları vardı. görüntüleri silik bi şekilde gözümün önüne geliyo fakat netleştiremiyorum. birçok anime sitesini de taramama rağmen ay savaşçısından sonra çocukluğumun hatırasını hatırlayamıyorum bilen varsa ufak bi hatırlatma çok iyi olur. 2000-2002 seneleri arasında olduğunu tahmin ediyorum yayın tarihini çünkü okuldan gelince izliyodum.

Princess Emeraude dedi ki...

Petite Princess Yucie olabilir mi?

Unknown dedi ki...

M.Enes bahsettiğin Red Baron olabilir mi?

Samir Quliyev dedi ki...

Bir anime vardi son 2008 den bu yana izlemisdim. demek okulda okuyan cocuklar vardi okuldan sonra cikip fabrika gibi yere gidiyordular orada baska bir gezegenemi yoksa bilgisayarinmi icine isinlaniyorlardi orada bir proqrami yok etmeye calisiyorlardi bu animeyi bilen lutfen yazsin.

Adsız dedi ki...

M. Enes anime.gen.tr'ye baktınız mı? Orada genelde Türkiye'de yayınlanmış anineler bulunuyor. Verdiğniz bilgi çok kısıtlı ve karakter, yer adı gibi spesifik birşeyler ifade etmiyor. Biraz daha aydınlatıcı ayrıntı verebilseniz iyi olurdu.

Unknown dedi ki...

merhaba cok eskiden bi Anime vardi pek hatirlayamiyorum ama hai rahiplerine karsi savasan bir gurup akeolog du sanirim ama eminde degilim hangi Kanal oldugunu da hatirlamiyorum yardimci olursaniz sevinirim tesekkprler

Princess Emeraude dedi ki...

Biraz daha ayrıntı verebilseniz yardımcı olabilirim belki biraz araşrırdım. Benim izlediğim bir seri değil sanırım ama verdiğiniz bilgi doğrultusunda nette şöyle bir seriye denk geldim. Master Keaton adında 1998 tarihli bir yapım var, bir bakın isterseniz.

Nagehan A. dedi ki...

Merhaba, bu abonelerin birçoğunu internette bulamıyorum. Nasıl bulabilirim acaba? Türkçe altyazılı bir şekilde tabi.

Princess Emeraude dedi ki...

Bu serilerin çoğunun altyazılı versiyonlarını bulmak zor, Birileri eklemediği sürece tabiki

Unknown dedi ki...

jpfiles.eu aradığınız bir çok animeyi bulabilirsiniz. Uygun bir karşılığı TV Tokyo - Jsuki animasyon üzerinden satın alabilirsiniz. Arşivlerinde 1984-2002 yılına kadar çıkan bütün yayınlar var. Ama isterseniz Animator EXPO 2017 arşivine de bakabilirisiniz. 24 Mart'a kadardı sanırım kanatları.

Unknown dedi ki...

Samir Q bahsettiğin luiko kodu. Bende bi animeler bahsedeceğim anime film di. Hangi kanalda bilmiyorum ama bundan nerdeyse bi 8 -10 yıl önce olabilir. Bi kız vardı sürekli müzik dinleyip ders çalışan ve eve bakan sonra vitrinde altından ve beyazdan şık giyimli şapkalı bastonlu bir kedi görüyordu. Kedinin gözleri elmastan gibiydi. Sonra kedi canlanıyordu. Ve kız kediye aşık oluyordu. Hatırladığım bu ama ara detayları hatırlıyorum konu bakımından pek hatırlamıyorum bana bu filmi bulurmusunız günlerce aklıma takıldı

Princess Emeraude dedi ki...

Miyazaki'nin whisper of heart adlı yapımını çağrıştırıyor bahsettiğiniz film, bu kedi karakterini içeren ayrı bir sinema daha yapılmıştı, anime.gen.tr'de miyazaki yapımlarına bir bakın

Adsız dedi ki...

Trt de wakasuku no charlotte yi hatirliyorum ayrıca... bir de anime sayilir mi bilmem ama yakari efsanesi

Princess Emeraude dedi ki...

Evet, Yakari de bir anime, sayabiliriz☺️

Adsız dedi ki...

Merhaba ilk okula giderken sadece bir kere izledigim bir anime vardı cartoon network de çıkmıştı.sanırım saat 12 gibi falandi.Bir adam vardı up uzun bir kopruden yürüyerek keşişlerin yaşadığı koy gibi bir yere gidiyordu. Orda bir keşiş onda çok ağır bir yükü taşımasıni söylüyordu ama o tasiyamiyordu sonra ona daha çok inanmasini söylüyordu .sanırım onlardan ders almak için oraya gitmiş. Şimdi yazarken aklıma geldi doctor Stranger gibi ama emin degilim.isim konusunda yardimci olabilir misiniz? 7 8 sene önce izlemiştim

Yorum Gönder